Diyanet İşleri Başkanı Görmez'den "Yeni Medya" değerlendirmesi

"İnsanların kimliğini inşa ettiği cami, okul ve ailenin yerini “yeni medya” almaya başladı"  

Diyanet İşleri Başkanı Görmez'den "Yeni Medya" değerlendirmesi

"İnsanların kimliğini inşa ettiği cami, okul ve ailenin yerini “yeni medya” almaya başladı"  

Diyanet İşleri Başkanı Görmez'den
18 Ağustos 2015 - 08:41

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, geçtiğimiz günlerde Diyanet’in gerçekleştirdiği ‘Yurtdışı Din Hizmetleri Konferansı” ile Habertürk’te yayınlanan bir televizyon programında yeni medya konusunda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.  

İslam’ın doğru bilgisi, yeni iletişim imkanlarıyla örtülmeye çalışılıyor  

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından dördüncüsü düzenlenen ‘Yurtdışı Din Hizmetleri Konferansı’nın  değerlendirme oturumunda Görmez, konferansın ana teması olarak “Yurtdışı Din Hizmetlerinde Yeni İletişim İmkanları ve Eğitim Paradigmalarımız” başlığının tercih edildiğini belirtti.   

İslam dünyasının “yeni iletişim imkanları” ve “eğitim” konuları üzerinde durması gerektiğini ifade eden Görmez, “Yeni iletişim imkanları derken elbette gaye ve maksadımız bilhassa yeni iletişim kanalları marifetiyle İslam’ın aydınlık yüzünü karartmak, insanın İslam ile ilişkisini kuran doğru bilgiyi örtmek, yalan yanlış bilgilerle o kanalları doldurmak gibi bir kötülükle karşı karşıyayız. Allah'a giden yolları kapatanlar, Allah'a giden yolları karartanlar yalan yanlış bilgilerle kirletenler… Bu husus son derece önemlidir.” dedi.

 İnsanların kimliğini inşa ettiği cami, okul ve ailenin yerini “yeni medya” almaya başladı  

“Cami, okul ve ailenin klasik üç büyük müessese olarak toplumun din konusunda bilgilendirdiği ve kimliğini inşa ettiği yerler olmaktan çıktığı, bunların önüne yeni iletişim yollarının geçtiğini hep birlikte görerek stratejimizi buna göre çizmemiz gerekiyor. Camiler, okullar, aile müesseseleri bizim için son derece önemlidir. Bu müesseselerin gücünü kaybetmemesi için çalışmalıyız. Toplum kimliğini bu müesseselerle değil, yeni iletişim yollarıyla inşa etmeye çalıştığını görüyoruz. İnsanlarla Allah arasında, insanlarla din arasında o doğru bilgiyi yeniden inşa etmek için o yeni iletişim kanallarını kurmanın da çabası içinde olmalıyız.  

Mesele, muhteva, içerik ve öz meselesidir  

İletişim konusunda burada üzerinde durmamız gereken sorular şunlardır; İnsanların din ile bağ kurmak için buldukları yeni iletişim yolları nelerdir? İnsanlar bu yeni imkânlarla din ile hayat arasında doğru bir bağ kurabilirler mi? Yanlış din anlayışlarının yoğunlaşmasında, dinin tabiatına muhalif nesebi gayri sahih yorumların artmasında bu iletişim kanallarının rolü nedir? Biz bunlara alternatif daha doğru iletişim imkânları bulamaz mıyız? İslam “açık kaynaklı” bir dindir. Kur’an ve sünnet herkesin okumasına açıktır. Günümüzde, özellikle internet üzerinden her türlü bilgiye, düşünceye, yoruma ulaşmak mümkündür. Marjinal örgütler taraftarlarını ve üyelerini genellikle internet vasıtasıyla devşiriyor. Peki biz internet de dahil mevcut araçları, ortamları, zeminleri kullanarak ve bunlara belki yenilerini katarak sahih mesajı en ücra köşelere kadar nasıl ulaştırabiliriz? Mesele internet üzerindeki çeşitli teknoloji ve platformları nasıl kullanacağımız, görsel ve yazılı medyada ne şekilde yer alıp almayacağımızdan çok, daha önce ve daha derindeki mesele, muhteva, içerik ve öz meselesidir. Özün hemen yanında üslup meselesidir.  

İnternette takdim edilen dini bilgiler İslamî usullere göre kaleme alınmıyor  

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Habertürk kanalında yaptığı değerlendirmede ise günümüzde dini kimliği inşa eden aile, okul ve caminin geride kaldığını; yeni medyanın bu üç müessesenin dahi önüne geçmeye başladığını dile getirdi.    İslam dininin bir usul dini olduğunu kaydederek, internet medyasında bu usule uygun olmayan bilgilerin servis edildiğine temas eden Görmez şöyle devam etti:   

“İnternet medyasında yaygın olarak insanlığa takdim edilen İslami bilgiler, dini bilgiler başta ifade ettiğim o usul çerçevesinde kaleme alınmadığı için sağlıklı değildir. Tedavi olmanın iki yöntemi var. Bir, eczaneye gidip rastgele bir ilacı alıp kullanmak var, bir de doktora gidip hastalığının teşhisini yaparak tedavi olmak var. Dolayısıyla, eczacı yöntemiyle rastgele bir ayeti, bir hadisi bağlamından kopararak yahut bir konuşmacının konuşmasının belli bir bölümünü dinleyerek dini bilgi edinmek sağlıklı değildir.”  

Fotoğraf: Mehmet Öztürk