Sosyal Medya ve Dindarlık İlişkisi

Sosyal medya ve dindarlık ilişkisini, İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Büyükaslan ile konuştuk.  

Sosyal Medya ve Dindarlık İlişkisi

Sosyal medya ve dindarlık ilişkisini, İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Büyükaslan ile konuştuk.  

Sosyal Medya ve Dindarlık İlişkisi
09 Ocak 2017 - 15:36

Sosyal medya, bireylerin duygu, düşünce ve davranış biçimlerini etkilemeye devam ediyor. Bu durum, dinî kimlikleri, dindarlık durumunu etkilediği gibi yeni dindarlık biçimlerinin de ortaya çıkmasını beraberinde getiriyor.   

Sosyal medya ve dindarlık ilişkisini, İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Büyükaslan ile konuştuk.  

İslamvemedya.com: Sosyal medyada yeni dini kimliklerin ortaya çıktığını görüyoruz. Dini kimliklerini dijital olarak da temsil eden dindar bireyler, daha genel ifadeyle Müslümanlar var. Neler söylemek istersiniz? Müslüman yeni kimlikler, tipler ortaya çıktı diyebilir miyiz?  

Ali Büyükaslan: Sosyal medya, artık inkar edilemez bir gerçek olarak, kimi zaman sanal gerçeklikleri kimi zaman hayatın gerçekliklerini önümüze koyan bir yeni durumun adı olarak hayatımızda yer almaktadır. Kendine ait terminolojisini oluşturan, kendine ait içerikler belirleyen yapısıyla sosyal medya, kullanıcılarıyla ister bireysel ister topluluklar halinde olsun yepyeni bir dil, yepyeni anlayışlar geliştirmeye başladı.  

"Sosyal medyada farklı Müslüman tipleri ortaya çıktı"   

Sosyal medya, kendine özgü kimi hallerde, sosyal ağlarda farklı içerik oluşturma, gündem belirleme gibi klasik medyanın dün ve bugün yaptığını; daha farklı, daha etkili ve sonuç alıcı olarak yapmaya başlamıştır. Örneğin bugün twitter kullanıcılarının, bir anda kurgulanmış bir olay üzerinden olabileceği gibi, spontan bazı olaylarda da gündemi belirleme adına eylemlere kalkıştıkları aşikârdır. Sosyal medyada kullanıcı olarak yer alan Müslümanlar, kendilerini sosyal medyanın çekiciliğinden, etkisinden, sanal gerçeklik üretme kapasitesinden uzak tutamamaktadır. Günümüz insanının sosyal ağlara, sosyal medyayı kullanma biçimlerine göre kuşaklarının tanımlandığı bir dönem yaşıyoruz.  Bu dönemin, ister genç Müslümanları isterse orta yaş ve üzeri Müslümanları, kendilerini sosyal medyanın çekici etkisinden uzak mı tutuyorlar yoksa üretilen içeriğin tüketicisi mi oluyorlar? Cevaplandırılması gereken bir sorudur bu.   Nitekim twitterda ister hashtag açılsın, ister trenttopic olunsun, ister takipçileriniz sınırları zorlasın, buna bir Müslüman irfanıyla bakmak var, bir de, modern ya da postmodern birey olarak, sosyal ağlardaki takıntılı bir kullanıcı olarak bakma durumu var. Bir Müslüman için mutfakta farklı Müslümanlık, pazarda farklı Müslümanlık, stüdyoda farklı Müslümanlık olur mu? Ama sosyal medyada farklı Müslüman tipleri çıktı ortaya. Mesela kendini bambaşka biri gibi gösteren Müslümanlar ortaya çıktı. İnanmadıklarına inanmış gibi görünen Müslümanlar ortaya çıktı. İnanmadıklarını paylaşan Müslümanlar ortaya çıktı. Müslümanın sosyal medyadaki etkinliği, üretkenliği başka bir şeydir bunu söylemiyorum. Benim söylemek istediğim orada, Gobbelsvari bir propagandanın peşine takılıyor mu Müslüman.  Bunu istersen, kitleleri peşinden sürüklemek için, önüne tanımlar getirdiğin kavramlar adına yap, ne olursa olsun, bu Müslümanca yapılan bir tutum, davranış değildir.

Dijital hayat gerçek dini hayatın yerine geçer mi?   

İslamvemedya.com: Yani, dijital kimlik dediğimiz şey, Müslümanları da etkilemiş durumda. Peki bu, gerçek hayattaki dinin yerini alan bir sonuca neden olabilir mi?  

Ali Büyükaslan: İslam, nefes aldığınız sürece yaşadıklarınızı belirleyen, onlara yer veren ilâhi emirlerin bütünüdür. Bu, sosyal medya için de geçerlidir. Yani, sosyal medyaya girdiğinizde iman, itikat, amel elbisesini soyunamazsınız ki! Kul hakkı, orada da var. Ahlâki temelli bir dindarlık zayıf olursa, göçer gidersin, Allah korusun. İşte o zaman, başka bir dünyaya, başka bir pencereden bakarsınız ve o pencereden size gösterilen yapay, dijital kimlikler, dijital şeyhler, dijital Amentüler, dijital güllü Yasin’ler, sizin için normal, gerçek hayattaki dinin yerini alan objeler olur. Sunulanı benimseyen ve onunla yetinenler, sanal şeyhler üreten müridler durumuna düşürürler kendilerini. Oysa yüce Yaratıcı bizden “Akletmemizi”, “Görmemizi”, “Düşünmemizi” istiyor. Bir Müslüman için sosyal medya dini anlayış ya da yaşayışların başkalarına ihale edilip onlar vasıtasıyla kendilerine sunulduğu kadarıyla yetinilen bir sanal gerçeklik olmamalıdır.   Ed-Din olan ve Allah katında bizim için seçilen İslam elbetteki sosyal medya olsun başka ortamlar olsun her yere kendi damgasını vurmayı bilir. Vurmalıdır da… Ancak bu damga vurma konusu sorunlu Müslüman kimliklerle yapılırsa ortaya çıkan durum dijital kimliklere sahip, sanal görünümler altında “Ey iman edenler, iman ediniz” emrine muhatap olunacak bir sapmayı, kaymayı da beraberinde çok rahatlıkla getirebilir.  

Cuma mesajları ve değişen dindarlık algısı  

İslamvemedya.com: Hepimizin uyguladığı bir konu da, Cuma mesajlaşması. Bunu sosyal medyada da rahatlıkla görüyoruz. Cuma Mesajları ve değişen dindarlık algısı hakkında ne düşünüyorsunuz?  

Ali Büyükaslan: Aslında oldukça halisâne niyetlerle yapılan bir mesajlaşma olarak görmek istiyorum Cuma mesajlarını, Cumalaşmaları. Ancak sanal dünyanın çok hızlı dönüştüren yapısı bir anda ve kısa bir sürede öylesine kuşatıyor ki insanı; artık sıradan bir Cuma mesajına ya da bir dua talebine olumlu cevap verememenin neredeyse günah olacağı düşüncesine kadar sizi sürüklüyor.   

Sadece Cuma namazına giden, Cuma dindarı diyelim, birinin sosyal medyadaki aforizma dindarlığına baktığımda ben bir mümin olarak utanıyorum. Çünkü orada, o ortamda paylaştığı mesajlar, görseller, kendini bilen biri olarak beni mahcubiyete sürüklüyor ve kendime şöyle demeye başlıyorum: “Allahım beni affet! Ne mübarek insanlar var! Ne fedakârlıklar yapıyor! Nasıl güzel Müslümanlar var! Aman ya Rabbi!” Evet. Orada, sosyal medyada öyle görünüyor ama gerçekte öyle değil. Bunu nasıl biliyorsun sorusu elbette anlamlı olur burada. Yakînen tanıdığınız bir insanın paylaşımlarıyla gündelik yaşantısına olan tanıklığınız size bunu söyletiyor zaten. Yoksa kimseyi zemmetme makamında değilim elbette.   Cumalaşmak… Artık Cuma mesajlarını birisi yazdığı zaman, cevaplamadığımda korkuyorum, acaba günah mı diye (!) Böyle hissetmeye başladım. Bu tip öyle şeyler var ki, bunlar bizi öyle kuşattı ki artık, Allah’ım bunun hangisi gerçekti, yaşadığım hayattaki mi, yoksa sanal âlemdeki mi? “Bir aforizma paylaşmadım bugün, Allah’ım beni affet” noktasına mı gelindi. Böyle tuhaf bir tespit var.   

Tesettürlü emojiler  

İslamvemedya.com: Hocam, imaj ya da görsellerin sosyal medyada çokça kullanıldığını biliyoruz. Bugünlerde Tesettürlü emojilerin sosyal ağlarda yer alacağına dair haberler var. Sizce sosyal ağlarda Tesettürlü emojilerin yer almasını nasıl anlamalıyız?  

Ali Büyükaslan: Amerika’da Unicode Consorsiyum adlı bir özel kuruluş var. Bu kuruluş sosyal ağlarda emoji dediğimiz görsellerin yenilenmesi, değiştirilmesi, üretilmesi, kişiselleştirilmesi, vb. talepleri değerlendirmektedir.

Buraya, 15 yaşında, Alman’ya da yaşayan, yanlış hatırlamıyorsam Suudlu bir genç kız, “Emojilerde kızlar, gençler var. Ama biz de temsil edilmek istiyoruz” şeklinde bir talepte bulunuyor. Başörtülü olarak biz bir gerçeğiz ve bunun bir temsilini istiyoruz ve bazı emojilerde örtülü ve sakallı şeyler olmasını istiyoruz. Bu talep bu kuruluş tarafından makul bulunuyor. Muhtemeldir ki, bir tutam bal çalınacaktır. Yani Müslüman kimliği, emojilerle temsil edilecektir. Belki de edilmeye başlanmıştır bile her ne kadar ben şu ana kadar rastlamamış olsam da!..   “Eee… Sonra ne olacak?” sorusunu cevabı nedir? Bizi, başkalarının belirleyeceği çizgilerle, “Hadi bizi de gösterin, biz de varız” talebimizin sonucunda, sosyal ağlarda temsil ediliyor olmaktan mutlu olacağımız bir dünyada daha mutlu yaşamaya mı başlayacağız!.. Ya da içeriği oluşturamadıktan sonra, başkalarınca oluşturulmuş içeriklerin tüketicisi olduktan sonra, biz daha mutlu Müslüman bireyler olarak dünyada yaşamaya devam mı edeceğiz, Halep yanarken!..   Ben şahsen, başkalarınca üretilen içeriklerin mahkûmu olmamızın çok ağır bir imtihana tâbi tutulmak olduğunu düşünüyorum ve Müslümanların hangi konuda olursa olsun belirleyici konumlara gelebilmelerinin asıl hedef olması gerektiğini düşünüyorum.

İslamvemedya.com: Teşekkür ederiz hocam.  

Ali Büyükaslan: Rica ederim.