Türkiye'nin ilk "Medya ve Din Araştırmaları" Merkezi kuruldu.

Medya ve Din Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hakan Aydın, islamvemedya.com'un sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin ilk "Medya ve Din Araştırmaları" Merkezi kuruldu.

Medya ve Din Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hakan Aydın, islamvemedya.com'un sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin ilk
16 Temmuz 2017 - 22:57

Türkiye’de medya ve din alanıyla ilgili akademik çalışmalara kurumsal bir zemin hazırlayan Medya ve Din Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi 21 Nisan 2017 tarihinde kurulmuştu.  

Bu önemli merkezin amaçlarını, hedeflerini, planlarını, çalışmalarını Medya ve Din Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hakan Aydın ile konuştuk.   

İslamvemedya.com: Medya ve din ilişkisi, ülkemizde yeni yeni üzerinde durulan bir konu. Sizin de bu alanla ilgili yapmış olduğunuz çalışmaları biliyoruz. Medya ve din alanıyla ilgili akademik çalışmalar hakkında genel bir değerlendirmenizi alabilir miyiz?  

Hakan Aydın: Medya ve din ilişkiselliğine yönelik müstakil akademik çalışmalara, hem batı literatüründe hem de Türkiye özelinde yakın bir geçmişte rastlanmaktadır. Bunun çeşitli sebeplerine değinmek mümkün; ancak bunlardan en önemlisi, başından beri medya ve dinin referans çerçevelerinin birbirinden farklı iki olgu olarak görülmesidir.   

Özellikle modern din araştırmalarını önemli ölçüde şekillendiren sekülerleşme tezi ile birlikte din araştırmalarına hâkim olan, “dinin yavaş yavaş gerileyerek toplumsal düzeyde ve bilinç düzeyinde etkisini yitireceği ve tamamen yok olacağı” anlayışı, dini diğer toplumsal ve teknolojik fenomenlerle ilişkisi bakımından ayrıntılı okumaya tabi tutmak noktasında önemli sınırlılıkları beraberinde getiriyordu. Bununla birlikte medya çalışmalarının ilk dönemlerine damgasını vuran pozitivist etkiler yaklaşımı, medya çalışmalarını çok sınırlı bir alana hapsediyordu. Ancak ilerleyen zamanlarda hem sekülerleşme tezinin önemli iddialarının pek çoğunun yanlışlanması hem de medya araştırmalarında kendini göstermeye başlayan yeni sosyolojik ve antropolojik yaklaşımlar her iki alanın ilişkiselliğine yönelik yepyeni sorgulamaları gündeme getirmeye başladı.   

Medya ve din, müstakil sorgulama alanı olarak görülmeye başlandı  

Bununla birlikte özellikle kitle iletişim araçlarının her geçen gün etkinliğini arttırması bu araçları yeni sorgulamaların nesnesi haline getiriyordu. Zamanla kitle iletişim araçları yalnızca bir araç değil aynı zamanda bir aracı olarak da din sosyolojisi araştırmalarının gündemine girmeye başladı. Böylelikle zaman içerisinde medya ve din, müstakil sorgulamalar yapılması zorunlu görünen bir sorgulama alanı olarak belirmeye başladı. Özellikle son yirmi yıllık periyotta başta Amerika olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde bu doğrultuda ciddi araştırma girişimlerine rastlanmakta ve bu girişimler nitelik ve nicelik bakımından çeşitlenerek önemli ölçüde gelişmektedir.   

Batıda medya ve din ilişkisine yönelik ilgi artıyor  

Bu doğrultuda Amerika ve Avrupa ülkelerinde medya ve din ilişkisine yönelik artan bir ilginin olduğu gözlemlenmektedir. Bu doğrultuda medya ve din alanında faaliyet gösteren araştırma merkezleri kurulmakta (Center for Media, Religion and Culture ‘Medya Din ve Kültür Araştırmaları Merkezi’, University of Colorado ve Center for Religionand Media ‘Din ve Medya Araştırmaları Merkezi’, New York University) akademik dergiler ve araştırma raporları hazırlanmakta, sempozyum ve kongreler düzenlenmektedir.   

Türkiye'de bugüne kadar yapılan çalışmalar...  

Türkiye’de de özellikle son yıllarda medya ve din alanında bir takım önemli girişimler dikkat çekiyor. İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen ve Prof. Dr. Mete Çamdereli, Yrd. Doç. Dr. Betül Onay Doğan ve Arş. Gör. Nihal Kocabay Şener tarafından 2-3 Nisan 2015 tarihinde organize edilen “Medya ve Din Sempozyumu” bu ilişkinin tartışıldığı Türkiye’deki ilk sempozyum olması bakımından önemli.   Yine, Mete Çamdereli, Betül Onay Doğan ve Nihal Kocabay Şener’in editörlüğünde yayınlanan “Medya ve Din” adlı kitap, dizilerde dinin temsilinden muhafazakâr moda dergilerine, tarikat ve cemaatlerin medya stratejilerinden dini müzik ve medyaya, reklamlarda dini sembollerin kullanılmasından din görevlilerinin sosyal medya kullanım alışkanlıklarına kadar geniş bir perspektifte pek çok çalışmayı bir araya getiriyor. Bu kitap çalışmasını takiben aynı yazarların editörlüğünde yayınlanan “Dijitalleşen Din” isimli çalışmada din olgusunu dijitalleşen iletişim araçları bağlamında ele alıyor.   Mehmet Haberli tarafından hazırlanan “Sanal Din” isimli kitap çalışması da online dini ortamlar ve din ilişkisine yönelik yayınlanmış ilk kitap olma özelliği taşımakta. Bununla birlikte, konuyla ilgili son yıllarda özellikle ilahiyat ve iletişim fakülteleri bünyesinde gerçekleştirilen tez çalışmalarında da artış gözlemlenmekte. Yine Diyanet İşleri Başkanlığı da medya ve din ilişkisine yönelik artan ilginin adreslerinden biri. Ağustos 2015’te medya ve din başlığıyla yayınlanan “Diyanet Dergi” alana dair makale ve değerlendirmeleri bir araya getiriyor.   Tüm bunlarla birlikte medya ve dinin çok yönlü bir değerlendirmesinin yapıldığı, alana dair yeni teorik yaklaşımlar içeren, ülke ve topluma özgü koşullar çerçevesinde derinlemesine analizlerin gerçekleştiği araştırma faaliyetlerinin yeterli olduğunu söylemek pek de mümkün değil.  

Merkez neden kuruldu?  

İslamvemedya.com: Erciyes İletişim bünyesinde “Medya ve Din Araştırmaları Merkezi” de bu anlamda bir ilk. Bu alanla ilgili bir araştırma merkezine neden ihtiyaç duyuldu ve merkezin amaçları nelerdir?  

Hakan Aydın: Biraz önce ifade ettiğim genel çerçeveden hareketle Türkiye’de medya ve din ilişkiselliğine yönelik araştırma ve eğitim faaliyetlerine yeni yeni ilgi gösterildiği ve bu ilginin bazı başarılı örnekler dışında gayet sınırlı bir biçimde bireysel girişimler düzeyinde kaldığı ifade edilebilir.   Bu doğrultuda, “Erciyes Üniversitesi Medya ve Din Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi” bu girişimleri bir merkez bünyesinde örgütleyerek; medya ve din eğitimine yönelik mesleki gelişim ve eğitim kaynağı olanakları sunmak, medya ve din alanına ilişkin bilimsel girişimleri desteklemek ve bu doğrultuda uygulama ve araştırma kapasitesini güçlendirmek, hedef guruplar ve nihai faydalanıcıların medya ve din ilişkisi ve bunun eğitimsel değeri konusundaki duyarlılıklarını artırmak, medya ve din alanına ilişkin ulusal ve uluslararası işbirlikleri gerçekleştirmek amacıyla kuruldu demek mümkün.  

Medya ve Din bağlamında bir çalıştay yapılacak  

İslamvemedya.com: Merkezde ne tür çalışmalar yapılacak?  

Hakan Aydın: Merkezimiz çalışmalarına Türkiye’de Medya ve Din Araştırmalarına odaklanan bir çalıştayla başlamayı planlıyor. Bu çalıştay hem araştırmacı potansiyelini açığa çıkarmak hem de araştırmaların güncel görünümlerine ilişkin bir portre sunmak bakımından önemli. Bir önemi de gelecekteki akademik çalışmalara önemli bir referans çerçevesi oluşturmasından kaynaklanıyor. Bu tür bir çaba çalışmaların ikinci adımını oluşturacak uluslararası sempozyum için de güçlü bir arka plan inşa edecek ve böylelikle Merkezin “medya ve din alanına ilişkin bilimsel girişimleri desteklemek ve bu doğrultuda uygulama ve araştırma kapasitesini güçlendirmek” şeklinde formüle edilen temel amaçlarından biri somutlaşmış olacak.   

Medya ve din alanında ilk akademik dergi hazırlanacak   

Merkezimiz medya ve din araştırmalarına hem bütünlüklü bir görünüm kazandırmak hem de sürekliliğini sağlamak amacıyla akademik bir dergi yayınlamayı planlıyor. Söz konusu akademik dergi ilerleyen yıllarda alanla önemli bir birikim sağlayacak ve tartışmaları ve az bilinen alanlara ilişkin yorumları zenginleştirecek. Bu dergi de Merkez gibi ülkemiz açısından ilk olma özelliğini taşıyor.   

“Medya ve din eğitimini yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz”  

Merkezin önceleyeceği önemli konulardan biri de medya ve din eğitimi. Bugün gerek iletişim gerekse ilahiyat fakültelerinde alanın eğitimsel değerine ilişkin bir ciddi farkındalıktan söz edemiyoruz. Örneğin eğitim müfredatlarında buna yönelik bir ders yer almıyor. Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi bu konuda ilk adımı attı. Merkezimin bu farkındalığı güçlendirmeyi, böylelikle medya ve din eğitimini yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Tabi bu bağlamda en büyük sorun eğitim materyali. Alana ilişkin birikim zenginleştikçe bu sorunun çok uzun olmayan bir zaman dilimi içinde aşılacağını düşünüyoruz.    

Uluslar arası nitelikteki araştırma birimleriyle işbirliği kurulacak  

Medya ve din alanında uluslararası nitelikteki araştırma birimleriyle işbirliği kurarak uluslararası akademik birikimin ulusal akademik ilgiye açılmasına katkıda bulunmak; alan araştırmacılarına ortam ve materyal temin etmek; medya ve din çalışmaları ile ilgili elektronik bir veri tabanı oluşturmak; medya ve din alanına ilişkin atölye çalışmaları düzenlemek; medya ve din alanına ilişkin ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde kurs ve seminerler düzenlemek; medya ve din alanına ilişkin lisansüstü tez çalışmalarını teşvik etmek, desteklemek ve bu yolla personel yeterliliğini yükselterek eğitim kurumlarının yapısını güçlendirmek; ilgili alanda faaliyet gösteren kamu ve sivil toplum kuruluşlarına konuyla ilgili raporlar hazırlayarak danışmanlık hizmeti sunmak Merkezin çalışma gündemini oluşturacak faaliyetler arasında.  

Merkezin ilk faaliyeti Ekim ayında…  

İslamvemedya.com: Merkezin ilk çalışmalarını ne zaman göreceğiz?  

Hakan Aydın: Merkez 21 Nisan 2017’de kuruldu. Henüz çok yeni ve yapılanma aşamasında. Ancak bu süreci hızlı bir şekilde ilerletmeye çalışıyoruz. 2017 Ekim’de düzenlenecek çalıştay Merkezin ilk faaliyeti olacak. Yukarıda belirtilen hedefleri 2018 yılından itibaren aşama aşama gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bizi en çok heyecanlandıran ise dergi süreci.   

Medya, dini meselelerde önemli bir bilgi kaynağı  

İslamvemedya.com: Hem bu alanla ilgili çalışmalar yaptığınız hem de merkeze yapacağınız katkılar için şimdiden teşekkür ediyoruz. Eklemek istediğiniz başka bir husus var mı?  

Hakan Aydın: Bugün medya pek çok dini meselenin önemli bilgi kaynaklarından birisidir. Yalnızca dini mesajların iletildiği bir araç değil aynı zamanda yeni dinselliklerin yaşandığı bir ortam hüviyeti de kazanmıştır. Günümüz medya kurgusunun önemli bir kısmını dini nitelikli sembol, pratik ve inançlar oluşturmaktadır. Günümüz yeni dini hareketlerinin en temel enstrümanlarından bazıları hiç şüphesiz kitle iletişim araçlarıdır. Yine tüm dünyada artan İslam karşıtlığının kitle iletişim araçlarına değinmeden değerlendirilebilmesi mümkün değildir. Medya ve din ilişkiselliğine dair kısa bir düşünme süreci sonucu ifade edebileceğimiz ve örneklerini çoğaltabileceğimiz bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, bu doğrultudaki çalışmaların sistematik bir biçimde ve bir merkez bünyesinde ele alınması gerekliliği açığa çıkmaktadır.   İyi dilekleriniz için çok teşekkür ediyorum.