Dini programlar hakkında dikkat çeken sonuç

Bu programlarda hangi tür sorular soruluyor? En çok kimler izliyor? Televizyonlarda dini programların sayısı artıyor mu?

Dini programlar hakkında dikkat çeken sonuç

Bu programlarda hangi tür sorular soruluyor? En çok kimler izliyor? Televizyonlarda dini programların sayısı artıyor mu?

Dini programlar hakkında dikkat çeken sonuç
24 Ağustos 2019 - 08:00

Televizyonlarda yayınlanan dini programlar yoğun ilgi görüyor. Vatandaşların fıkhi sorular sorarak dini konularda bilgi almak istediği programlar, bu yönüyle reytingleri de yükseltiyor.
 
Peki, bu programlarda hangi tür sorular soruluyor? En çok bu programları kimler izliyor? Televizyonlarda dini programların sayısı artıyor mu? Cevapları işte bu araştırmada…
 
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Doç. Dr. Gülüşan Göcen, vatandaşların dini sorular sorarak cevaplarını aldığı dini yayın yapan programları, hem dini konular bazında hem de psikolojik arka planıyla inceledi.

Programlarda vatandaşların sordukları sorular üzerine odaklanılarak şu konulara cevap arandı:
 
“Dini programlarda sorulan soruların ne kadarı dini yönü daha baskın, ne kadarı psikolojik yönü daha baskın sorulardır?”
 
“Dini programlarda sorulan sorular hem dini hem de psikolojik olarak ele alındığında, hangi başlıklar öne çıkmaktadır?”
 
“Televizyon programlarında soruları cevaplayan din adamlarının, özellikle psikolojik içeriği daha yoğunluklu olan sorulara karşı yaklaşımı nasıldır?”
 
Hangi programlar incelendi?
 
Doç. Dr. Göcen, içerisinde dini soru ve cevapların olduğu en çok izlenen programları belirlemek için 16 Ocak-12 Şubat 2016 tarihlerindeki izlenme istatistiklerine göre hareket ederek, bu çerçevede Prof. Dr. Mustafa Karataş, Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu ve Necmettin Nursaçan’ın programlarını analiz etti.

İncelemenin sonucunda çoğu araştırmada temas edilmeyen yönler ortaya çıktı.

Dini programların bin 565 dakikalık içeriği analiz edildi
 
Araştırma kapsamında 2016 yılında televizyon kanallarındaki dini programlarda sorulan sorular ve cevapların analizi yapıldı. 16 Ocak-12 Şubat 2016 arasında kendi yayın saatlerine göre, bir ayı yani dört programı kapsayacak şekilde programların inceleme süreci belirlendi. Analize tabi tutulan programların toplam süresi 1565 dakika olarak belirtildi. Örnekleme alınan, 3 ulusal televizyonda, haftalık 4 program olmak üzere toplamda 16 program, araştırmanın veri tabanını oluşturdu. Araştırmanın sonuçları,  2016 yılında İstanbul’da düzenlenen “Uluslararası Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Sempozyumu”nda ilgiyle takip edilen bir bildiri şeklinde sunuldu. Bildiri daha sonra ise aynı adla kitaplaştırılan sempozyum kitapçığında  “Danışmanın Maneviliğinin Gerekliliği Üzerine: Dini İçerikli TV Programlarında Sorulan Sorular Üzerine Nitel Bir Çalışma”  başlığı ile yayınlandı.
 
İşte araştırmadan bazı sonuçlar…
 
Programlarda soru soranların % 49.4’ü kadınlardan oluşuyor
 
“Programlara gelen soruların büyük kısmının %49,4’ünün kadınlardan geldiği görülmektedir. Bu bulguyu araştırmacı, Türkiye örnekleminde dindarlık araştırmalarında kadınların daha dindar çıkması (ibadetsel yönleriyle daha kuvvetli, ayrıntıcı bir dini anlayış geliştirmeleri gibi) ile açıklanabileceği gibi aynı zamanda, bu programların bir kısmının kadınların daha fazla izleyebileceği öğlen ve sabah yani gündüz kuşağında yayın yapan programlar olmasıyla da açıklanabilineceğini belirtmektedir. Erkek danışan kişilerin oranı %18 olarak kalmıştır. Geriye kalan % 32.6’lık kısım ise sosyal medyadan gelip isim verilmeyen ya da sunucunun cinsiyet belirtmeden buradan gelen soruları kendinin yönlendirdiği sorular olduğu için cinsiyetsiz kalmıştır.
 
Birinci sırada “ibadetlere yönelik” sorular
 
“Genel olarak dini içerikleri öne alınarak sorulan sorulara bakıldığında 5 ana, 17 ara tema (başlık) öne çıkmıştır. Buna göre birinci sırayı ibadetlere yönelik sorular (hac, umre, namaz /abdest, Kuran, dini sosyal hayat, kurban, adak) ikinci tema evlilik hayatına yönelik sorular (nikah/eş seçme, çocuklar, boşanma nafaka), üçüncü olarak da aile hayatına yönelik soruların (gelin kaynana ilişkileri, karı-koca ilişkileri, anne/baba/çocuk küskünlükleri) takip ettiği görülmektedir.”
 
Psikoloji bakımından en çok “günahkârlık ve suçluluk duygusu”na yönelik sorular soruldu
 
“Dini programlarda sorulan sorular görünen konu başlığı yani dini açıdan değil de, altında yatan psikolojik içerikler öne alınarak tekrar başlıklandırıldığında (temalaştırıldığında) da beş başlık çıktığı görülmüştür. Sorular en fazla “günahkârlık ve suçluluk duygusuna yönelik içerik” başlığının altında yoğunlaşmıştır. Bu tema genel olarak diğer temaları da etkileyen geniş bir tabana yayılabilmesine karşın, özellikle öne çıkan kısımları dikkate alınarak birbirinden ayırma yoluna gidilmiştir.” İkinci tema olarak, “onaylanma ve tasdiklenme isteğine yönelik içerik”, onu takiben “başa çıkmaya yönelik içerik”, “tanı konmuş psikolojik rahatsızlıklara yönelik içerik” olarak adlandırılan temalar görülebilir.”
 
Günahkârlık ve suçluluk duygusuna yönelik sorular
 
Bu başlık altında
-Hayvanlara yapılmış hareketler: (Ölen bir evcil hayvan arkasından dua okunur mu?),
-Genel olarak insan ilişkileri/kul hakkı : (Gençliğimden kalan üzerimde kul hakkı var. Ama şimdi öldüler. Onları bir hayr kurumuna bağışlasam olur mu?)
-Meslekten kaynaklı günahkârlık ve suçluluk duygusu: (Cuma saati çalışıyorum, bu saatte çalışmam günah mı?
- Evlilik hayatıyla ilgili günahkârlık ve suçluluk duygusu: (22 senelik evliyim, çocuklarım boşanmamı istemiyor. Boşanırsam haklarına girer miyim?)
 
Onaylanma ve tasdiklenme isteğine yönelik sorular
 
“Hem dini hem de psikolojik içerikleri öne çıkan durumlarda, bir karara varıldıktan sonra bunun bir din adamı tarafından onaylanmasına yönelik içeriklere, bu tema altında yer verilmiştir. Örneğin “İstihareye yatıyorum, görmüyorum bir türlü… Karar veremiyorum. Ne yapmalıyım?”

Bu temayı örneklendirecek bir diğer soruda “Annem beni 1,5 yaşında bırakıp gitmiş. Şimdi görüşmek istiyor ama ben istemiyorum. Onda bir pişmanlık görmüyorum. Bunun günahı ne?” gibi sorular olduğu görülmüştür.”
 
Başa çıkmaya yönelik sorular
 
“Bu başlık altındaki sorular dört başlıkta ele alınmış bunlar yakın kaybından sonraki yas süreciyle başa çıkma ile ilgili sorular örneğin “ Kaçarak evlendim, babamdan helallik almadan vefat etti, ne yapmalıyım?” gibi ya da “Ağbim vefat etti. Cenazesi yumuşaktı, kurban kes diyorlar, doğru mu?” şeklindeki sorulardır. Başa çıkma süreci içerisinde ele alınan dua isteme teması içerisinde “konuşma zorluğu çektiği için onun iyileşmesi için dua isteme; “14 senedir depresyondayım. Kuran okuyorum Türkçesinden bir mahzuru var mı? Bana dua eder misiniz?” şeklinde dua istemeye dönüşmüştür.
 
Anne baba ve kardeş küslükleri ve bunun insanda yarattığı psikolojik sıkıntı ve stres için dini telkine/desteğe ihtiyaç duyulan sorular, bu başlık altında toplanmıştır. “Annem babam beni okula göndermediler. Cahil kaldım onlara bundan dolayı çok kızgınım. Görüşmüyorum. Bunun vebali var mıdır?” ve “Ölen bir kişinin saçını saklamak doğru mu?” gibi ölüm ve yaşama sonrası hayatla ilgili soruların sorulduğu görülmüştür.”
 
Psikolojik rahatsızlıklara yönelik sorular
 
“Burada sorulan soruların klinik anlamda teşhis almış ya da bir uzmana yöneltilmesi gereken sorular ele alınmıştır. Obsesif kompulsif bozukluk başlığında “Kimseyi kucaklayamıyorum, kimseyi misafir edemiyorum. Çok da üzülüyorum. Bunun için günah kazanır mıyım?” diye soran kadın doktora gidip obsesif kompulsif teşhisi aldığını söylemesine karşın; sorusunu yönlendirdiği din adamının bunları vesvese ve şeytanın bir oyunu olarak açıklayarak, bunların onun içinden değil, tamamen dış şartlardan kaynaklandığına yönlendirmesi olmuştur.”
 
“Dini sorular gibi görünse de esasında tüm soruların yarısı, psikolojik içeriklidir”
 
Çalışmamız sonuçları göstermektedir ki günümüzde dini/manevi danışmanlık hizmetinin kuramsal ve pratik açıdan temellerinin atılıp sistemleştirilmesi sosyal hayat içerisinde pratik olarak bir gereklilik/ ihtiyaçtır. Dini sorular olarak yöneltiliyor gibi görünse de psikolojik içerikli sorular neredeyse tüm soruların yarısını oluşturmuştur. Soruların psikolojik/dini içeriğine bakıldığında, en yoğun olarak “günahkârlık ve suçluluk duygusu” ve “başa çıkma”nın olduğu, dini/psikolojik içeriklerine göre bakıldığında ise; “ibadetlerle” ilgili soruların, ikinci olarak da “evlilik hayatı” ile ilgili içeriklerin öne çıktığı görülmektedir. Fakat her iki analize de öne çıkan ortak yoğunluk, evlilik ve aile hayatıyla ilgili olan içeriklerin olmasıdır.
 
Sorular kadar, hocalar tarafından verilen cevaplar da analiz edildi
 
“Bu araştırma içerisinde fıkhi sorular cevaplamak üzere dini programlarda bulunan din adamlarının psikolojik içeriği daha fazla olan hatta bazen tamamen psikolojik olan sorularla karşı karşıya kaldıkları görülmüştür. Kişinin somut görünen sıkıntısının yanı sıra, sorunun asıl kaynağının ne olduğuna da varılması gerekir. Çünkü bir adak sorununun arkasından bir aile problemi, bir helal kazanç sorusunun arkasından dini hayatla bağlantılı bir depresyon problemi çıkabilmektedir.”
 
“Alanlarında en azından bilgi ve tecrübe olarak donanımlı olan bir din adamı olarak, a hocası ya da b hocasının yeterliliğini değil, televizyonda olmaları kamuya mal olmaları açısından sorulara yaklaşımlarını danışmanlık ilkelerince incelemiş, televizyon üzerinden onlardan belirli bir sürede, hususi ve çok faktörlü bir meseleyi, bazen de dezavantajlı bir konuda kamu önünde çözmelerini beklemenin, makul olmayacağına da vurgu yapmışlardır. Danışman konumundaki din adamlarına bakıldığında A hocanın, danışanın sorusunun kaynağına inerek, duygusal boşaltım sağlaması konusunda daha çok imkan ve anlayış gösterdiği, B hocanın bu başlıklarda orta düzey kalırken, C hocanın bu yaklaşımları sergilemede daha mesafeli olduğu ve danışanın bu durumuna çok fazla empati kurmadığı, kurduğunda da bunu hukuki bağla yaptığı görülmüştür.
 
“Televizyon programlarında soru soran ve onlara cevap verenlere bakıldığında, kişinin gerçek soruya ulaşmak için bazen basit ve geçiş sağlayacak soru kullandıkları, cevaplayanların da kişinin ihtiyacını ve sorunun ana kaynağını önemsemeden bilgi ihtiyacı olanı iknaya, ikna olma ihtiyacında olana da moral takviyesinde bulundukları görülmüştür”
 
Hocaların psikolojik sorulara, gereken şekilde cevap verme kapasiteleri ne düzeyde?
 
“Psikolojik içeriği baskın, dini/manevi hayatla ilişkilendirilmiş sorulara baktığımızda; en belirgin yaklaşım hatasının; danışmanların günlük hayatta normal insanlarla kurduğu, sponten/alışılmış düz iletişim tarzını devam ettirmeleri, hem de ayıplayıcı, suçlayıcı, umut kırıcı tutumlardan kaçınıp, daha duyarlı anlayışlı bir yaklaşım içinde olmak isterken yapmalarıdır. Çünkü danışan kişilerin en çok rahatsız oldukları şey, anlaşılmamak ve sosyal adlandırmalardır. Fakat burada din adamlarının tavırlarına bakıldığında, bu tavrı gösterme konusunda bir çekince içinde oldukları gözlemlenmiştir. Bu tavrı göstermeleri halinde, yanlışı onaylama tavrı içindeymiş gibi görülme endişesinin olduğu belirtilmektedir.”
 
“Kişiye özgü faktörler çok anlaşılmadan, yorumlanmak durumunda kalınmıştır”
 
“Burada sorulan sorular kamu önünde dile getirilmeleri bakımından kişiye özgü faktörler çok anlaşılmadan, yorumlanmak durumunda kalınmıştır. Zor yaşam olayları ve travmatik vakalarda özellikle danışman eksiklikleri daha çok göze batmaktadır. Örneğin soru sorulan din adamını incelemek üzere bir soruyu ele alırsak; “Eniştem bana tacizde bulundu. Ablam ve anneme anlattım. Önce inandılar ama destek olmadılar. Çocuklarımı evlendirdim. Gelmediler. Eşim bilmiyor. Miras davası (yüzünden) zannediyor. Eşim gitmeyeceksin görmeyeceksin diyor. Annem ölse cenazesine göndermiyor, boşanırız diyor. Ne yapmalıyım?” şeklinde gelen soruya, danışılan hocanın cevaba başladığı yer ilginçtir: “İnsanın içinde süfli/hayvani duygular var. Bunun bastırılması gerekiyor, bir de ona fırsat vermemek gerekiyor. Ortamı ona göre hazırlamak gerekiyor. Zinaya yaklaşmayın. Doğrudan zina yapmayın denmiyor Kur’an’da. Ortam hazırlamayacaksın. Kapalı yerlere nikah düşecek kimselerle bir arada kalınmaması gerekiyor” diyerek, kişinin sorusuna birebir cevap vermek yerine; genel bir dini bilgi sunumu yapılmış ve devamında da soru soran kadına bir uyarıda bulunuluyor: “Şu olayın televizyonlardan konuşulması doğru bir şey değil. Toplum açısından zararlı. Makulleştirme oluyor.” Program sunucusu tekrar hocayı sorunun çözümü için ne yapılması gerektiğine yönlendirmeye çalışsa da hoca nihayetinde; “Dört şahit bulup bu olayı açıklamak gerekir” diyince haklı olarak sunucu kadın; “hocam kaç sene önce olmuş nasıl şahit bulunacak?” deyince hoca, bu sefer de Yusuf ve Züleyha kıssasını anlatmaya başlıyor. Uzun bir hikâyeden sonra sorunun minvalinden de epey uzaklaşılmış olduğu için en son “Her suçun bir ispatı vardır” sözüyle konuşmasını bitiriyor. Bu hocanın gözlemlenen tarzına uygun olarak cevap verdiği söylenebilir. bir din adamı olarak fıkhı sınırlar dışına çıkmamayı ilke edinen bu izlenen din adamının psikolojik ve kişileşmiş sorular almaya devam ettiği ve programlarında manevi danışma gereken konulardaki sıkışmışlığı da nesnel bir din bilgisi ile aşmaya çalıştığı gözlenmiştir.
 
Manevi Danışmanlık İhtiyacı
 
“Televizyonlarda dini programların yayınlanmasında en belirleyici unsur, toplumun ihtiyaç ve beklentileridir. Bununla birlikte ulusal kanallarda sohbet yapan, dini sorulara cevaplar/ fetvalar veren din adamlarının tanınması ve geniş kitlelere seslenirken, bilgi düzeyleri kadar (fıkhi içerikten daha çok) psiko-sosyal yaklaşım gerektiren meselelerde sergiledikleri sıkışmışlık ve çözümsüzlük, bir psiko-sosyal-manevi bir danışma ve danışman ihtiyacını açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca bu programlarda bu tür soruların içeriği, kişilerin daha çok ihtiyaç duydukları danışmanlık ve rehberlik alanları hakkında da ilgili bölümlere bir öngörü kazandırmaktadır.”

*Bu haber, çalışma yazarının bilgisi dahilinde yayınlanmıştır. 

*Çalışmanın tamamına ulaşmak için lütfen tıklayınız.
 

Bu haber 1045 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 2 Yorum