Dine Karşı "Medya Dini"

Cahit Çekmen yazdı...

Dine Karşı "Medya Dini"

Cahit Çekmen yazdı...

Dine Karşı
28 Ağustos 2019 - 08:25

Tarih boyunca, her zaman din, dine karşı savaşmıştır ve hiçbir zaman bugün anladığımız şekliyle din, dinsizlikle savaşmamıştır.
Dr. Ali Şeriati  

Medyada “Din”

Görsel medyanın teknolojik gelişmeler doğrultusunda yayınlarının uydular aracılığıyla ülke sınırlarını aşması ile etkinliği oldukça artmıştır. Siyasetten, ekonomiye, kültürden sanata, gündelik sosyal hayatı ve dolayısıyla da dini anlayışları önemli ölçüde etkileyen, bireysel ve toplumsal hayatın tam da merkezinde yer alan önemli bir unsura dönüşmüştür. Bundan dolayı medyanın din ile olan ilişkisi, toplum içindeki nüfuzuna paralel olarak artmaktadır.

Cephe savaşlarının artık günümüzde medya savaşlarına (işgaline) dönüşmesi bu alanın hiçte yabana atılacak bir şey olmadığını bizlere göstermektedir. Çağımızda medyanın dönüştürücü yayınlarına karşı duyarsız kalanların, dini ve kültürel değerlerini kaybedecekleri gibi küresel emperyalist medya tarafından bozguna uğratılarak, tarih sahnesinden de silineceklerinin emarelerini göstermektedir.

Medyanın Temel Fonksiyonları

Medyanın kitle iletişim araçları üzerinden oluşturduğu güçlü etkileşim ile günümüzde aile, cami, geleneksel dini sosyalleşme araçlarına ek olarak “modern dini sosyalizasyon” aracı olarak karşımıza çıkmaktadır.[1]
Dini sosyalleşme sürecinde medya araçlarının ön plana çıkan en önemli fonksiyonları, dini bilgi aktarma, rol model oluşturma yanında popüler din ve ona uyumlu bir kültür üretmek olduğu söylenebilir. Medya, salt bir bilgi, haber aktarma ve eğlendirme işlevi görmez. İletilen bilgi ve haberin içeriğinde amaca matuf, siyasi ve ticari kaygıların sembolik kavram ve diline uygun görselleri resmederek sunar. Ticari ve siyasi kaygıları da belli bir ideoloji ve dinden bağımsız düşünmek mümkün görünmemektedir.

Aktarılan her bilginin, o medya grubunun sahip olduğu veya benimsediği ideoloji, siyasi görüş, dini inanışı ve kültürü empoze etmesi bir kuruluş gayesi olarak benimsenmiştir. Bundan dolayı her ne kadar “tarafsızlık ilkesi” medya kuruluşlarında yaygın bir slogan olarak kullanılsa da bu anlamda tarafsız yayın ilkelerine sahip neredeyse dünya ölçeğinde hiçbir medya kuruluşundan söz etmek mümkün görünmemektedir.

İslam Dünyası ve Medya

İslam Dünyası, 19. yüzyılda radyo ile başlayan kitlesel iletişime karşı ciddi bir tavır göstermediği gibi daha çok radyonun dini meşruluğu tartışma konusu olmuştur. Daha sonra benzer duyarsızlık veya tepkisizlik TV ve internete karşı da devam etmiştir. İletişim teknolojilerine karşı klasik dini yorumun dışına çıkamamanın getirmiş olduğu fikri kargaşalardan dolayı ister istemez İslam dünyası uzun yıllar bu teknolojilerin uzağında ve daha çok edilgen olarak kalmıştır.

Batının, popüler kültür[2] pazarlayan, inanç aşılayan ve toplumu dönüştüren emperyalist çabaları için medya gücünü bütün boyutlarıyla ve etkin bir şekilde kullanmasına rağmen, İslam dünyasından buna karşı ciddi bir çaba maalesef görülmemiştir. Dünya ölçeğinde küresel saldırıya ve hatta işgale dönüşen medya; dini, siyasi ve ekonomik saldırılarıyla göz hapsine aldığı dünya halklarının tüm kültürel ve dini değerlerini yok etmesine mukabil örgütlü hiçbir dirençle karşılaşmamaktadırlar.

Son yıllarda ülkemizde çeşitli cemaat, tarikat ve grupların bu alanda daha çok kendi kesimleri için yaptıkları taraflı yayınların çığ gibi artması dini konuları tartışmaların merkezine çekmiştir. Çeşitli dini görüşe sahip kişilerin ekranlarda netameli konularda ateşli vaazlarda bulunması ve daha çok bilgi vermek yerine gardını aldığı, meydan okuduğu bir çatışma alanına dönüşmesinden dolayı medya, din ve dindarlara karşı güvensizlik oluşturmakta ciddi bir etken olmaktadır.

Ayrıca bazı medya kuruluşlarının ise daha çok ticari kaygılardan dolayı insanların dini zaaflarını kullanan hurafelerle dolu ucuz cennet vaadi yapan, dini ciddiyetten uzak, hatta dini hafife alan programlar yapmaları, halk nezdinde dini bulanıklığı daha çok körüklemektedir. Yine benzer kanalların reklam kuşaklarında, “tıbbı nebevi” adı altında envayi çeşit nebatata uydurma rivayetlerle neredeyse kutsiyet atfederek pazarlamalarının yanı sıra, cehennemde yanmayan terlikten, kefene kadar varan trajikomik pazarlama örnekleri ise bu “dini trajedinin” vardığı son noktayı göstermesi açısından oldukça önemlidir.

Bu şekliyle medya kurulularının yapmış olduğu bu dini yayınların kitleler üzerinde kalıcı olumlu bir etki bırakmadığı gibi küresel saldırı karşısında dağınık bir görüntü vermekten başka bir işe yaramamaktadır. İslam âleminin bütün bu söz konusu çelişki ve dağınıklıklardan dolayı bu alanda neredeyse rakipsiz kalan Batı, medya hâkimiyetiyle ürettiği görüntü, bilgi ve haberlerle günden güne hegemonyasını daha da güçlendirmektedir.

Dinin Önceliği Nedir?

Din, insanı maddi ve manevi olarak iki boyutuyla ele alır. İnsanın yaradılış gerçeğine uygun olarak terazinin kefeleri gibi iki tarafı da göz ardı etmeden dengede tutar. Yani hem maddi hem de manevi kurallar ve yasalar ile hayata anlam kazandırır. Dinin önceliği, kul ile Allah arasında peygamber örnekliğinde, hayatın tanzim edilmesidir. Din, maddi âlemin ötesinde insanın yaptığı iyiliklerin cennet, kötülüklerin ise cehennem ile karşılık bulacağı bir ahiret hesabının olduğunun bilinmesi doğrultusunda iç ve dış disiplin oluşumunu sağlar. Bu vesileyle, dünyada barış, huzur ve adaletin tesis edilmesi için ahlaki ve sosyal kurallar vaz eder. Din, bütün bunları gerçekleştirmek için belli hakikatler (Kuran, Sünnet) ortaya koyar ve bu doğrultuda insandan aklıyla bu hakikatleri idrak edip, ibadet ve salih amellerle bağlılığını göstermesini ister. İşte bütün bu faydalara, evrenin yegâne hâkim gücüne içten bir teslimiyet ve şüphesiz bir iman ile ulaşabileceğini bütün muteber din kaynakları ifade eder.

Devamı inşaallah diğer yazıda.
 
 

[1]  Prof. Dr. Mustafa Arslan, Kitle İletişim Araçları, Medya ve Din İlişkisi Üzerine ( Birey ve Toplum Dergisi) s.10, 2016
[2] Mırat S. Çebi, Medya Etki Araştırmaları, syf:43 (Halloran J. D. FurtherDevelopment-or Turning the Clock Back? Jurnal Of Communication, cilt 28, 1978 syf:120-131)

Bu haber 510 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Faik KAYNAK
    3 gün önce
    Küresel istikbar ve bağlı ajanlarının orta ve uzun vadeli hedeflerinde : 1- Yeni bir dünya düzeni peydah etmek ve galaksiyi ele geçirmek adına kirli algılar üretmek, 2- Neslin ifsadına çanak tutarak , aidiyetlerinden kopartmak , 3- Vahşi kapitalizmin dayatmalarıyla insanların dünyevileşmeleri için, kanalize edilecek yollar açmak, yeni yöntemler icat etmek, 4- Dijital dünyada insanların okuma, yazma düşünme , yorumlama, analiz etme gibi melekelerden koparılması için, cep telefonu, tablet, bilgisayar vb. hazır bilgi ve iletişim ağlarını cazip hâle getirmek, 5- Evanjalist, Siyonist, Masonik derin yapıların, karanlık mahfillerin İslamı ve Müslümanları hedef tahtasına oturtma ve sanal düşman üretme (daiş, ışid vb örgütleri kurarak) gayelerine dair sistematik çabaları, 6- Batı eliyle İslam'ın içi bosaltılarak, kuran 'nin evrensel kodlar taşıyan mesajlarıdan uzaklaştılarak , hurafeci, menkibeci yoz bir din anlayışının ikame edilmesi ve benimsetilmesi çabalarını görmezden gelemeyiz .
  • Züleyha Erdem
    1 ay önce
    Bu yazıyı din diyanet ehli herkes okuyup ona göre medyayı dikkate alması lazım.
  • Elnecaruki
    1 ay önce
    Tespitler güzel...devamını bekliyoruz. ..