Medya ve Diyanet

Diyanet İşleri Başkanlığının dini temalı görsel-işitsel yayıncılıktaki yeri ve önemi yeniden gündeme geldi.

Medya ve Diyanet

Diyanet İşleri Başkanlığının dini temalı görsel-işitsel yayıncılıktaki yeri ve önemi yeniden gündeme geldi.

Medya ve Diyanet
13 Kasım 2019 - 10:43

Diyanet İşleri Başkanlığı, Mevlid-i Nebi haftası kapsamında aileye yönelik farkındalık oluşturacak projelere imza attı. Bu projeler arasında, kısa filmlerse dikkat çekti. Diyanet TV’de de yayınlanan kısa filmler, Diyanet İşleri Başkanlığının dini temalı görsel-işitsel yayıncılıktaki yeri ve önemini yeniden gündeme getirdi.

Diyanet İşleri Başkanlığı 1987 yılında başladığı dinî temalı görsel-işitsel yayıncılık tecrübesini, 2012 yılında TRT işbirliğiyle TRT Diyanet ve 2019 yılından itibaren müstakil televizyon kanalı Diyanet TV vasıtasıyla sürdürüyor.

Peki, Diyanet İşleri Başkanlığı, görsel-işitsel yayın faaliyetlerini neden gerçekleştiriyor? Neden televizyon kanalı kurdu? Görsel-işitsel yayıncılık, Diyanet'in hizmet ve faaliyetlerine ne tür katkılar sunuyor? Bugüne kadar neler yapıldı ve bugünden sonra neler yapılacak? Diyanet TV hangi yayın ilkeleriyle hareket ediyor? Ailenizin kanalı” sloganı ne anlam taşıyor?

Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Genel Müdürü Dr. Fatih Kurt, Diyanet TV’de saat 16 Eylül 2018 tarihinde saat 23:45’te başlayan özel programda bu sorulara cevap vermişti. İşte o programdan öne çıkan konular?



Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde neden bir televizyon kanalı kuruldu?

Fatih Kurt: “Diyanet İşleri Başkanlığımız, İslam dininin inanç, ibadet, ahlak ile ilgili işlerini yürütmek, toplumu sahih dinî bilgiyle buluşturmakla görevli ve yükümlü bir kurumdur. Bu hizmetini, görevini, vazifesini, cami içi din hizmetleriyle, toplumun her yerinde, her köşesinde, vatandaşlarımızın yanına, ayağına giderek yürütüyor. Eğitim faaliyetleriyle yürütüyor. Süreli ve basılı yayınlarıyla toplumu din bilgisiyle, dini değerlerle buluşturuyor. Bütün bunları yaparken, içinde bulunduğumuz bilgi çağında, iletişim çağında, teknolojinin bu denli yaygın olduğu, her insan tarafından kullanıldığı bir dönemde, televizyon yayıncılığında olmaması düşünülemezdi.  2010 yılında çıkan Başkanlığımızın teşkilat kanununda verilen görevle, vazifeyle Diyanet İşleri Başkanlığımız 2012 yılında, TRT ile başarılı bir işbirliği içerisinde, 6 yıl süreyle, toplumu doğru din bilgisiyle buluşturmak üzere yayıncılık faaliyetinde bulundu. Yapılan araştırmalar şunu gösteriyor: Zaman zaman belki televizyonun etkinliğinin azaldığı, internet gibi iletişim ağlarının daha etkin olduğu konuşulsa bile, televizyonun hayatımızdan çıkmadığı ve kolay kolay da çıkmayacağı bir gerçek. Yapılan araştırmalar, toplumuzun önemli bir kesiminin, dini bilgiye erişme, dini bilgiyi edinme kaynağı olarak televizyonu gösterme gerçeği var. Toplumumuzun çok önemli bir kesimi, sahip olduğu dini bilgiyi geliştirme noktasında da, televizyonu bir kaynak ve vasıta olarak gösteriyor, yapılan araştırmalarda. Dolayısıyla vatandaşlarımız dini bilgiyi edinme, dini bilgiyi geliştirme olarak, televizyonu kaynak olarak görüyorsa, İslam dinini topluma anlatmak, bu konuda toplumu aydınlatmakla görevli olan Diyanet İşleri Başkanlığının bu alanda olmaması düşünülemezdi, düşünülmedi.”

Sahih dinî bilgiyi, magazinleştirmeksizin sunmada Diyanet yayınları güçlü bir araç 

“Magazinleştirmeden, farklı amaçlar ve gayeler gütmeden, insanımıza sahih dinî bilginin ulaştırılması noktasında ciddi bir gayreti ve çabası oldu bu ekranların, Diyanet İşleri Başkanlığının. Din istismarına karşı vatandaşlarımızı duyarlı hale getirme, bilinçlendirme, birlik ve beraberliğin pekiştirilmesi noktasında çok önemli katkıları oldu. Kadının, çocuğun ihmal edilmediği, onlara yönelik programların ve içeriklerin var olduğu bir ekran oldu, TRT ile beraber yürütülen süreçte ekranımız. Vatandaşlarımızın müracaat ettiği, sorularıyla dini bilgiyi edinme, öğrenme gayret ve çabası içerisinde oldukları, buna imkan ve fırsat veren bir zemin oluşturdu Diyanet İşleri Başkanlığı yayıncılığı. Ve yine, vatandaşlarımızın evine yüce kitabımız Kur’an sesinin ulaşması, ulaştırılmasında önemli bir vasıta oldu, Diyanet İşleri Başkanlığı yayıncılığının. Diyanet İşleri Başkanlığımızın personeli, ilahiyat fakültelerinin seçkin öğretim üyelerinin vatandaşlarımızın evlerine konuk olmasına, ciddi anlamda bir katkı ve hizmet sundu, dünden bugüne baktığımızda Diyanet İşleri Başkanlığının yayıncılığı. Tabii vatandaşlarımızın bu ihtiyacını giderme noktasında önemli hizmetler ve emekler var.”

Medyanın Diyanet için ne önemi var?

Fatih Kurt: Medyanın önemi ve gücü tartışılmaz. Dolayısıyla bu gücü, iyi ve güzelde, hayırda kullanma noktasında bizlerin bir sorumluluğu var. Geçmişten bugüne baktığımızda, medyadan, medya içerisinde özellikle televizyondan, korkan ve ürken bir yanımız, tavrımız vardı bizim. İnsanlarımıza yaptığı olumsuz tesirleriyle anarız, biliriz. Zihnimize ilk etapta böyle gelir medyanın insana tesiri. Halbuki medyayı, iletişim kanallarını, insanlığın iyiliğine ve hayrına kullanabiliriz. Bizim sorumluluğumuz bu noktada önemli ve Diyanet İşleri Başkanlığı işaret ettiğiniz gibi, süreli yayınlarıyla, hatta süreli yayınlarını çeşitlendirerek, aileye, çocuğa, aylık ve ilmi dergisiyle, basılı yayınlarıyla bir güç olarak varlığını sürdürüyor. Bunun yanında radyo yayıncılığıyla, Diyanet İşleri Başkanlığımız üç tane radyo faaliyetiyle, medyada önemli bir güç olarak var. Hem Diyanet Radyo hem Diyanet Kur’an Radyo hem de Diyanet Risalet radyoyla, vatandaşlarımıza, insanımıza, hep iyiyi güzeli, doğruyu, sağlam kaynaklardan ulaştırma noktasında bir gayret ve çaba içerisindeyiz. Televizyon yayıncılığında da insanımızın dünden bugüne, rahatsızlık duyduğu, devamlı kaçtığı; ama kaça kaça belli bir noktaya gelip artık kaçamaz, uzaklaşamaz duruma geldiği günümüzde, insanımızı, - programın girişinde ifade ettiniz “Ailenizin Kanalı” diye – ailece, güvenle izlenebilir, takip edilebilir bir ekran oluşturma ve sunma zorunluluğumuz var.



“Tematik Dinî Yayıncılık” tecrübesi

Fatih Kurt: “TRT’nin gücüyle işbirliği içerisinde yayıncılık yapmanın ciddi avantajları var. Ama yayıncılık, medya işi bir hız ve sürat işi. Diyanet İşleri Başkanlığının bundan sonra yapacağı yayıncılık, inşaallah kendisinin daha rahat düşünebileceği, daha etkin olarak ekrana kendi gücünü taşıyabileceği bir sürece girmiş durumdayız. Dolayısıyla bu, sorumluluğumuzu hiç şüphesiz ki artırıyor. Ama daha hızlı bir şekilde yayında olmamızı, insanımıza daha hızlı ulaşmamız noktasında da umut ediyoruz, ümit ediyoruz ki, iyi bir süreç olarak değerlendirebiliriz.

Genel bir televizyon yayını yapmıyor bizim kanalımız. Biz tematik bir kanalız ve temel olarak bir misyonumuz var: “Dinî, manevî ve ahlakî değerleri canlı tutmak, İslam dininin temel kaynaklarına dayalı sahih ve güncel dinî bilgiyle toplumumuzu buluşturmak” Dolayısıyla bu temaya, bu tematik duruşa hizmet eden yayıncılık faaliyeti yapıyoruz. İnsanımız alışkanlığı gereği farklı, sinema, televizyon dizileri vs. programları sebebiyle belki tematik kanalların alanda ve sahada dezavantajlı durumu var; ama güçlü bir ekranla bu tematik anlayışı ortaya koymak, insanımızı bu ifade ettiğim, altını çizdiğim temel değerlerimizle buluşturma noktasında varlığımızı sürdürmek zorundayız.”

Diyanet TV Yayın İlkeleri

Fatih Kurt: Kanalımız, Diyanet İşleri Başkanlığının toplumu din konusunda aydınlatma görevini daha etkin ve verimli bir şekilde yerine getirmesine önemli bir katkı sağlayacak inşaallah. Yayınlarımızda dinin sahih bilgisini, mutedil yolunu, Hz. Peygamber (sas) ile sahabenin uygulamalarını esas alan tarihsel tecrübeyi dikkate alan bir yayın anlayışımız olacak. Hikmetli bir gönül diliyle, İslam’ın hak ve hakikate dayanan tevhid inancını, ihlas ve samimiyette birleşen ibadetini, bilgi ve hikmete dayanan ahlakını, şefkat ve merhametle yoğrulan adaletini geniş halk kitlelerine ulaştırmayı amaç edinecek. Mezhep, meşrep, siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak, bütün toplum kesimlerini kuşatıcı ve kucaklayıcı bir yayın anlayışını esas alacak. Genel ahlakı ve toplumsal duyarlılıkları dikkate alan, içinde yaşadığımız toplumu ortak idealler etrafında birleştiren, aile yapısını koruyan, toplumun huzur ve mutluluğuna katkı sağlayan yayınlar üretecek. Sosyal desteğe muhtaç olan kesimlere (çocuk, engelli, yaşlı vb) yönelik yayınlara ekranında yer verecek. Toplumumuzun bütünün kuşatan, herkesin anlayabileceği yayın dilini benimsemeye özen gösterecek. Birlikte yaşama idaresini güçlendiren, kardeşlik ilkesinden ödün vermeyen, kuşatıcı bir yayıncılık yapacak. Diyanet İşleri Başkanlığının yaygın ve örgün din eğitimi ve irşat faaliyetlerine katkı sunacak. Ülkemizin birlik, beraberlik ve huzurunu sağlamaya yönelik, programlara yer verecek. Yurt dışındaki millet varlığımıza, dünyanın dört bir köşesinde yaşayan vatandaş, soydaş ve dindaşlarımıza yönelik yayınlarla ekranını güçlü tutacak. Yayınlarda ülkemizin ilahiyat birikimi yanında, tarih, edebiyat, iletişim, estetik, sanat ve benzeri alanlardaki birikimini toplumumuzun hizmetine, dikkatine sunmaya çalışacak.

“Diyanet TV’yi bir okula dönüştüreceğiz”

Fatih Kurt: “Vatandaşlarımız “her kesime ve herkese yönelik yayın ve programın var olduğu bir kanaldayım” diyebilecek. Kadınlarımız, gençlerimiz, çocuklarımız, yaşlılarımız, öğrencilerimiz, din görevlilerimiz, hepsi kendilerine hitap eden farklı farklı programları bulacakları, bir kanalla karşılaştıklarını lütfen bilsinler, bunu vatandaşlarımızın dikkatine sunmak istiyoruz. Gençleri dikkate alan programlarımız, çocuklara hitap eden programlarımız, kadına yönelik programlarımız, aileye yönelik programlarımız, din görevlilerimizin meslekî gelişimine programlarımız var. Diyanet TV’yi hep beraber, yoğun bir gayretle, adeta, insanımız için bir okula dönüştüreceğiz.  Dinî, manevî ve ahlakî değerlerle buluşacakları, bir okul gibi kanalımız inşaallah hizmet edip toplumumuzun önünde olacak. Cenab-Allah mahcup etmesin.”

Bu haber 208 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum