Yapay zekâ ve din: Dijital göçmen miyiz?

Doç. Dr. Muhammet Kızılgeçit, islamvemedya.com'un sorularını cevapladı.

Yapay zekâ ve din: Dijital göçmen miyiz?

Doç. Dr. Muhammet Kızılgeçit, islamvemedya.com'un sorularını cevapladı.

Yapay zekâ ve din: Dijital göçmen miyiz?
16 Haziran 2021 - 16:20

Türkiye’de ‘yapay zeka ve din’ henüz yeni bir alan. Bu açıdan, 25 Haziran 2021 tarihinde düzenlenecek olan ‘Yapay Zekâ, Transhümanizm ve Din’ başlıklı çalıştay, hem yapay zekâ ve transhümanizm olgularını anlaşılmasına hem de birtakım sorunların masaya yatırılmasına imkân vermesi açısından büyük önem arz ediyor.

Türkiye’de ilk kez bilimsel bir toplantı hüviyetine sahip olması ve ağırlıklı olarak ilahiyat disiplini çerçevesinde hazırlanması, çalıştayın önemini artırıyor.

Bu nedenle, hem yapay zekâ ve transhümanizmi hem de bu olguların din ile ilişkisini çalıştayın düzenleme kurulu üyeleriyle konuştuk.

İlk sohbetimiz Doç. Dr. Muhammed Kızılgeçit ile ‘yapay zekâ ve din’ üzerine.

Teknolojik kuşatmada Müslüman olmak

İslamvemedya.com: ‘Yapay zekâ ve din’. Son dönemlerde adını sıklıkla duymaya başladığımız iki kavram. Sizin bu çerçevede yaptığınız çalışmayı hatırlıyoruz. Yapay zekânın ortaya çıkmasında, hangi faktörler etkili?

Muhammed Kızılgeçit: Öncelikle teknoloji ve insan arasındaki ilişkiye temas etmek gerekmekte. İnsanoğlu kümülatif nitelikteki bilimsel bilgiyi, karşılaştığı problemlerle baş edebilmek üzere her geçen gün farklı düzlemde yenileyerek üretmeye devam etmektedir. Bu durum hem insanın çözüm odaklı üretim faaliyetine dinamizm katmakta hem de bilimsel çalışmalara derinlik ve kuşatıcılık katmaktadır. Bilgisayar ve matematik bilimi verilerinin kombine edilerek insan beyninin sinir yapısının taklit edilebileceği fikri ortaya atılmıştır. Özellikle belirli bir algoritma kullanılarak çözülemeyen sorunların çözülebilmesi için yapay zekâ yapısı geliştirilmektedir.

İslamvemedya: Teknolojik bu arka planın gündelik hayata etkisi nedir?

Muhammed Kızılgeçit: Yapay zekânın geliştirilmesiyle birlikte bu teknoloji, artık hayatımızın tüm alanlarında karşımıza çıkmakta. Bu süreç şu şekilde işlemektedir: Bilgisayar devrimi ile insanlar tüm işlerini bilgisayarlara yaptırmış olmakta, aynı zamanda da bilgisayar sistemine kendi bilgilerini işlemekte… Özellikle sosyal medyanın ve sanal âlem düzleminin, hayatımızda her geçen gün daha fazla yer edindiği bu dönemde, insanlar kendi elleriyle yapay bir alana/âleme bilgi/malzeme taşımakta. Birey herhangi bir sosyal medya aracını kullandığı andan itibaren, hem sanal düzlemde bir iz bırakmakta hem de kendini orada görünür kılmakta ve var olmanın hazzını yaşamakta… Bu durum bireyin bu alanı, kendine ait kılma girişimi olarak değerlendirilmekle birlikte; aslında sanal medya araçları ve yapay zekâ ağlarıyla kendi kendisini çepeçevre kuşatması anlamına da gelmekte. Yapay zekâ, yaptığımız her sanal alış-verişle, dinlediğimiz her şarkıyla, seyrettiğimiz her video ve okuduğumuz her haber/bilgi/belge ile bizim hakkımızda bir kurgu oluşturmakta.

Medeniyetlerin de teknoloji bakımından ayrıma tutulması söz konusu

İslamvemedya.com: Bu noktada, biz, Müslüman olarak nerede bulunuyoruz?

Muhammed Kızılgeçit: Teknolojinin belirtilen düzeyde insanı çepeçevre kuşatması ne kadar etik? Bunu sorgulamak gerekiyor. İnsan olmanın ve de Müslüman olmanın gerekleri bağlamında insanlık bu değişim ve dönüşüme ne kadar, hangi düzey ve düzlemde izin vermeli? Tüm bu sorular, konunun daha detaylı bir şekilde ele alınmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Değişen ve dönüşen dünyada, insana dair her durum/alan bu değişim ve dönüşümden nasibini almakta. Sosyal bir varlık olarak tanımlanan insan, yeni şartlara adapte olmak için elinden geleni yapmakta… Bir taraftan değişimin öznesi olarak değişimi inşa ederken; öte yandan değişimin nesnesi olarak inhitatı yaşayabilmekte. 2000’li yıllarla birlikte teknolojik gelişmeler, insanlığı yeni bir dönemin arifesine taşımış ve salgın süreciyle birlikte, her şeyin teknoloji ile çözüme kavuşturulamadığını görse de insanoğlu; yine de çözümü teknolojiye hız kazandırmada görmüştür. Bu süreci “insan” üzerinden okumak ve değerlendirmek mümkün olduğu gibi “Müslüman” üzerinden de okumak ve konumlandırmak gerekir. Kuşakların “dijital göçebe” ile “dijital yerli” tasnifine tabi tutulması gibi medeniyetlerin de teknoloji bağlamında böyle bir ayrıma tabi tutulması söz konusu.

“İslam medeniyetinin mensupları olarak yapay zekâyı ‘dijital göçmen’ modunda takip edemeyiz”

Bu bağlamda, çalıştaya ismini veren konu başlığı tercihiyle ilk olarak değişim ve dönüşüme, özelde ve özellikle İslâm’ın; genelde din/lerin yaklaşım biçimini ortaya koymayı hedefledik. Zira gerek yapay zekâ ve gerekse transhümanizm kavramlarını izaha yönelik belli bir literatürün oluştuğunu ifade edebiliriz. Fakat konunun din bağlamında ele alınması oldukça yenidir ve hatta bu çalıştay “Yapay Zekâ, Transhümanizm ve Din Çalıştayı” Türkiye’de bu kapsamda yapılan ilk çalıştaydır. Bu başlığın seçilmesinin ikinci gerekçesi İslâm medeniyetinin, bu değişim ve dönüşümü salt takip eden “dijital göçmen” modundan olabildiğince hızlı bir şekilde sıyrılmasının gerekliliğini ilanıdır.

İslamvemedya.com Çalıştayda neler ele alınacak?

Muhammet Kızılgeçit: İlk oturumda Türkiye’de yapay zekâ konusunda söz sahibi olan hocalarımızdan, yapay zekânın ne olduğunu farklı disiplinler bağlamında öğrenmeye çalışacağız. Ardından yapay zekâ-din ilişkisini fütürizm, din psikolojisi, kelam ve din sosyolojisi alanları bağlamında ele almaya çalışacağız. Üçüncü oturumda ise transhümanizmin ne olduğunu ve din ile ilişki niteliğini sunmaya çalışacağız. Değerlendirme oturumunda, Türkiye’de teknoloji, dijitalleşme, yapay zekâ ve yeni akımlar hakkında çalışmalar yapan uzman konuklarla genel bir çerçeve sunmaya çalışacağız. Bu çalıştayın alana önemli katkılar sağlamasını bekliyoruz.

İslamvemedya.com: Teşekkür ederiz Sayın Kızılgeçit.

Muhammed Kızılgeçit: Ben de çalıştayımıza ve alana verdiğiniz katkı için teşekkür ederim.


 

Bu haber 710 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Mehmet çelik
    1 ay önce
    Çok önemli konulara değindiğiniz için teşekkür ederim değerli hocam