İslam Hukuku'nda "Siber Suçlar"

“Siber hırsızlık” günümüzde internet ve bilgisayar teknolojisiyle birlikte dünyanın her yerinden hırsızlık gibi bir suçun işlenmesini anlatan ve İslam hukuku bakımından da ele alınması zorunlu bir kavram. Konu üzerinde literatürde yeterince çalışma bulunmamasıyla birlikte, dikkate değer çalışmalar da yapılıyor.

İslam Hukuku'nda "Siber Suçlar"

“Siber hırsızlık” günümüzde internet ve bilgisayar teknolojisiyle birlikte dünyanın her yerinden hırsızlık gibi bir suçun işlenmesini anlatan ve İslam hukuku bakımından da ele alınması zorunlu bir kavram. Konu üzerinde literatürde yeterince çalışma bulunmamasıyla birlikte, dikkate değer çalışmalar da yapılıyor.

İslam Hukuku'nda
26 Ağustos 2017 - 17:52

Bu çalışmalardan birini Dr. Ömer Menekşe hazırladı. Toplum Bilimleri Dergisi’nde yayınlanan makalede Menekşe, “siber suç” kavramını İslam hukuku çerçevesinde değerlendirdi.   

İletişim ve teknolojinin insana tanıdığı imkanlarla birlikte yeni suç tiplerinin ortaya çıktığını belirten Menekşe, internet ortamında işlenen siber suçlar üzerinde durarak “siber suç” kavramını İslam dini perspektifinden inceledi.  

Menekşe, İslam hukuku alanında bilişim hukuku ve siber suç konusunu ele alan çalışmaların literatürde yeni yeni ortaya çıktığını ifade ederek gittikçe önemi artan bu konunun ülkemizde de henüz yeterli ilgiyi görmediğini vurguladı. “Siber suç” kavramının tanımlarını ve modern hukuk sistemindeki yerini aktaran
Menekşe’nin, İslam hukuku bakımından siber suçlarla ilgili ulaştığı sonuçların bazıları şöyle:  

“Siber suç, bireyin ahlakî değerlerinin tehdit edildiği bir suçtur”  

Siber suç; sınır tanımayan, çözümü için işbirliği gerektiren, bilgisayar teknolojilerinin kötüye kullanıldığı, ulusal ve kamu güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğü, bireyin esenlik ve ahlaki değerlerinin tehdit edildiği sanal alanda gerçekleştirilen bir suçtur.  

İslam teşri’inin ana gayesi...  

İslam hukukunda da, gerek internet üzerinden yapılan yayınlarla ve gerekse hukuk dışı girişimlerle bireylerin hedef alınan malvarlıkları ile şahsiyet haklarının korunması, İslam teşrî’inin ana gayeleri arasında sayılmaktadır.   

İslam, iman ve ahlak eksenli yaptırımı önceler  

İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte ortaya çıkan hak ihlallerini ve hak edilmeyen mağduriyetleri önlemenin en iyi yolu, hukukla birlikte ahlak eğitimine de önem verilmesidir. Bir eylemin kötülüğünü vicdanında kabul etmemiş bir insanın onu işlememesi için hukuki ve cezai müeyyidelerin yeterli olamayacağı aşikârdır. Bu nedenle İslam, bu konuyu öncelikle ve prensip olarak iman ve ahlaka bağlamış, gerektiğinde de hukuki ve cezai müeyyideleri önermiştir.  

Sanal riskleri azaltacak tedbirleri almak…  

Siber hırsızlık için öngörülen ceza; işlenen suçun ağırlığına denk, ibret verici yönü bulunan, hem hırsızlığa teşebbüs ve niyet eden kimseyi caydıracak, ıslah edecek, hem de toplumu bu yönde uyaracak ve gerekli tedbirleri almaya zorlayacak nitelikte bir cezadır. Öte yandan suça ceza uygulamak amaç değil belki son çaredir. Önemli olan siber hırsızlığı besleyen veya kamçılayan, kişileri bu suçu işlemeye teşvik eden sosyal dengesizlik, iktisadi ve manevi sıkıntılar, intikam alma duygusu, ihtiras, ahlaki çöküntü gibi nedenleri ortadan kaldırmak, sanal riskleri, dijital kaosları azaltacak tedbirleri almaktır. Şartlar iyileştirildikten ve gerekli tedbirler alındıktan sonra işlenen suçun cezalandırılması da adaletin gereği ve İslam'ın toplum düzenini ve hakların himayesini sağlamadaki kararlılığının bir parçasıdır.  

Siber hırsızlığın İslam hukukunda cezası nedir?  

Siber hırsızlık cezasının had ya da ta’zîr olmasının belirlenmesi, cezanın infazı açısından önem arz etmektedir. Zira, had olarak kabul edildiğinde, cezanın şekli ve infazı hususunda yorum ve takdir hakkı kullanma yetkisi sınırlandırılırken; ta’zîr olması halinde bu hakkın daha geniş olarak kullanılabilme imkanı bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle, söz konusu cezanın ta’zîr olarak nitelendirilmesi halinde, bu cezaya sebep olan şeyin suç olarak nitelendirilip nitelendirilmemesi, bu suçun kamu düzeni ile olan ilişkisi yoruma ve içtihada açık olacaktır. Yoruma ve içtihada açık olan bir suçun cezasının da aynı vasfı taşıması kaçınılmazdır. Nitekim günümüzde bazı İslâm ülkelerinin, özellikle bu cezayı şekil ve uygulama yönünden farklı biçimlerde kanunlaştırmaları, bu cezanın ta’zîr, yani yorum ve içtihada elverişli olma vasfından kaynaklanmaktadır.    Makalenin tamamını kaynağından okumak için lütfen tıklayınız.  

Bu haber 1364 defa okunmuştur.