Medya, Din ve Görsellik

Medya ve Din Sempozyumunun 6. oturumunda “Medya-Din ve Görsellik” konusu tartışıldı.

Medya, Din ve Görsellik

Medya ve Din Sempozyumunun 6. oturumunda “Medya-Din ve Görsellik” konusu tartışıldı.

Medya, Din ve Görsellik
05 Mayıs 2015 - 22:01

Prof. Dr. Ayhan Ceylan, Dr. Yalçın Lüleci, Dr. Nicole Nur Kançal, Prof. Dr. Nigar Pösteki ve Dr. Mücahit Küçükyılmaz’ın yer aldığı oturumun başkanlığını Prof. Dr. Turan Koç yaptı. Katılımcılar, dinin sinema ve medyadaki görünümlerini birbirini tamamlayan sunumlarla ele aldı. O sunumlardan öne çıkan bazı notlar:


Yalçın Lüleci: “Hazretli filmler ihmal edildi”  

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Dr. Yalçın Lüleci “Hazretli Filmler Akımı: Yönetmenler, Filmler, Temalar” başlıklı sunumuyla 1950’lerin ortasında başlayıp 1970’lere kadar süren “Hazretli Filmler” akımı hakkında detaylı bilgiler verdi.  Lüleci, adını çeşitli dini karakterlerin konu edilmesinden alan “Hazretli Filmler Akımı” olarak bilinen sinema akımını filmlerde görülen teknik problemlere rağmen dini film türünün ilk örneklerinin verilmesi açısından değerli bulduğunu söyledi. Lüleci şöyle devam etti:   “Bu akım çerçevesinde yapılan filmlerde, Hz. İbrahim, Hz. Yusuf gibi peygamberlerin, Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Ayşe gibi sahabelerin ve Mevlana Celalettin Rumi, Yunus Emre, Hz. Rabia, Hacı Bektaş Veli gibi önemli dini karakterlerin hayat hikâyeleri konu edilmiştir. Hicri Akbaşlı, Nejat Saydam ve Asaf Tengiz gibi dönemin önemli yönetmenleri tarafından bu akım kapsamında çekilen filmlerle Türkiye’deki muhafazakar kesim sinemaya karşı, önceki döneme nazaran daha yoğun bir ilgi göstermeye başlamıştır”   Yalçın Lüleci bu akım kapsamında sinema tarihçisi Giovanni Scognamillo’yu kaynak göstererek yaklaşık 20 yönetmenin 37 film çektiğini sözlerine ekledi.    

Mücahit Küçükyılmaz: “Görüntü, temsil ettiği gerçekliğin yerini alıyor”  

Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Başkanı Mücahit Küçükyılmaz “Medyatik Görüntü ve Din: Nesnel Gerçekliğin Tahrifi ve Zihinsel Denetim” başlıklı sunumuyla medyatik görüntüye gelinceye kadar insanlığın kullandığı iletişim araçlarını ve görüntünün oluşturduğu riskleri anlattı.    

Özellikle tarih, gelenek ve dinin üzerinde medyanın anakronizm (zamansızlık), indirgemeci mantık, hamasi yaklaşım ve imgesel deformasyon yoluyla gerçekleştirdiği zihinsel denetimi örneklerle vurgulayan Küçükyılmaz, medyatik görüntünün yol açtığı tehlikeye dikkat çekerek şöyle konuştu:   “Kameranın geçmişin birikimlerine, geleneklerine, tarihe ve dine çevrilmesi yoluyla gelecekte daha mitik öykülerin üretileceği ve modern medyanın ürettiği mitlerle zihinsel denetime yol açmaya devam edebileceğini görüyoruz. Toplumsal bellekte, tarihe, geleneğe ve dine ait figürlerin olağanüstü birkaç erkekle birkaç kadın kahramana ait olduğu, bunların dastarların şahsında bir anlamda geriye gelmemecesine gittiği ve o starları onların yerine ikame ederek ölümsüzleştiği görülüyor.”  

Nigar Pösteki: “Dini yayınlar popülerleşirken içerikler de tartışmalı hale geldi”  

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Nigar Pösteki “Sinema ve Din İlişkisi: Karakterler ve Görsel Algı Aracılığı ile Din Olgusunun Türk Sinemasında Değişim Süreci” başlıklı sunumuyla Türk sineması içinde farklı biçimlerde yer alan din olgusunu sosyal bir gerçeklik olarak ele alan bir bildiri sundu.   Pösteki dinin hem sinemada hem dizilerde son yıllarda daha görünür hale gelmesine rağmen, toplumsal konulardaki çözüm önerileri, dini hayat gibi konuların irdelenmediğini ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü:   “Sinema ve diziler aracılığıyla artan dini gösterimlerin nasıl ortaya konulduğu üzerine düşünmek gerekiyor. Dini filmlerde ruhsal ve kutsal olanın nasıl ortaya konulduğu önem kazanmıştır. Kitle iletişim araçlarının din konusunu farklı gerekçelerle üretimlerinin içinde kullandıklarını görmekteyiz. Dini yönden hassas insanları yakalama çabası ve dini yapılanmaların kitlelere ulaşmada bu araçları kullanması olarak belirlenebilir. Dinin doğru aktarımı, toplumsal düzen açısından büyük önem taşımaktadır. Bu aktarımda kitle iletişim araçlarının işlevi de tartışılması gereken bir noktadır.”  

Pösteki, son dönemdeki İslamofobik hadiselerden de söz ederek İslam’ın doğru bir şekilde medyada sunumuyla, bu problemin aşılacağını söyledi. Pösteki şöyle konuştu:   

“İslam’ın şiddetle yan yana konulması filmlerde, dizilerde, programlarda dinin doğru sunumuyla aşılacaktır. Aşırılığın zararlarının altı çizilmelidir. Ahlak, erdem, doğru insan olma, iman gibi kavramlar vurgulanmalıdır. Modern hayatın içinde İslam’ın olabileceğinin altı çizilmelidir.”  

Nicole Nur Kançal: “İnternet, medeniyetlerin hafızası konumuna geldi”  

Sanat tarihçisi Nicole Nur Kançal “Medya, Müze, İbadet Mekânı ve Özel Hayat Bağlamında Üç Semavi Dinde Görselin Yeri” başlıklı sunumuyla kültür ve gelenekleri farklı olan üç dinin görsel kültüre karşı tutumundaki benzerlik ve farklılıkları ele alan bir konuşma yaptı. Kançal, imgelere, görsellere ait tarihi ve coğrafi bilgiye sahip olmalının önemini ve günümüzde bu imgelerin internette yer aldığını söyledi. Kançal sözlerine şöyle devam etti:   “Görseller internette depolanıyor. İnternetin görsel hafıza işlevini üstlendiği bir dünyada yaşıyoruz. İnternet gittikçe medeniyetlerin hafızası konumuna gelmektedir. İnternet görselleri tanıtma ve yaygınlaştırmada bugün birinci sıradadır. İnternet müzelerini çoğaltmalıyız. İnternete giren bir görseli silmeniz hemen hemen imkânsızdır. Google gibi arama motorlarını basit yöntemlerle yönlendirmek istenilen bilgi, belge ve görseli ön plana çıkarmak mümkündür.”   

Haber: Medine Çepnioğlu Fotoğraf: Tarık Kocabıyık  

Bu haber 3702 defa okunmuştur.