Medya, Din ve Popüler Kültür

Medya ve Din Sempozyumunun “Medya-Din ve Popüler Kültür” başlıklı sekizinci oturumda çeşitlenen medya araçlarıyla taşınan dinin aldığı yeni biçimler tartışıldı. Doç. Dr. Zeynep Gemuhluoğlu, Doç. Dr. Ali Büyükaslan, Prof. Dr. Mustafa Arslan, Prof. Dr. Hamza Çakır ve Prof. Dr. İlhami Güler’in yer aldığı oturumun başkanlığını İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mete Çamdereli yaptı.

Medya, Din ve Popüler Kültür

Medya ve Din Sempozyumunun “Medya-Din ve Popüler Kültür” başlıklı sekizinci oturumda çeşitlenen medya araçlarıyla taşınan dinin aldığı yeni biçimler tartışıldı. Doç. Dr. Zeynep Gemuhluoğlu, Doç. Dr. Ali Büyükaslan, Prof. Dr. Mustafa Arslan, Prof. Dr. Hamza Çakır ve Prof. Dr. İlhami Güler’in yer aldığı oturumun başkanlığını İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mete Çamdereli yaptı.

16 Mayıs 2015 - 20:22

Zeynep Gemuhluoğlu: “Medya tedirgin ve güçsüz insanı sever”   Marmara Üniversitesi’nden Doç. Dr. Zeynep Gemuhluoğlu “Dilsiz Din, Deneyimsiz Medya: Eş-zamanlılık ve Dil Üzerine Bir Deneme” başlıklı sunumuyla din ve medya ilişkisini klasik felsefedeki “eşzamanlılık ve dil” ilişkisi üzerinden inceleyerek yaşanan felsefi çıkmaza işaret eden bir konuşma yaptı.     “Medya ve din eşzamanlılık ve dil ilişkisi üzerine kuruludur, fakat bu ilişki öylesine farklı kurulur ki iki eşzamanlılık ve iki dil meselesi çıkmaza girer” diyen Gemuhluoğlu, bu durumda din tanımının yeniden gözden geçirilebileceğini söyledi. Gemuhluoğlu, medya ve dinin kurduğu eşzamanlılık ilişkisinin farkını anlatırken “medya tedirgin ve güçsüz insanı sever” tespitinde bulunarak şöyle devam etti:   “Dilsel otorite üzerinde dinin kurduğu eşzamanlılık ister hikâye anlatıcılığı ister bir şeyin yorumlanmasında olsun fark etmez, çizgisel bir zamandaki bir eşzamanlılık değildir. İkisi de tekrar üzerinde temelleniyor; ama medya bir şeyi verirken onu olup bitmiş ve gücünden yoksun bir şekilde size sunuyor ve buna maruz kalıyoruz. Medya tedirgin ve güçsüz insanı sever. Dinin eşzamanlılığında ise geçmiş ve geleceğin bir anda toplandığı şimdidir, gelecekten bile bahsederken olmuş bir şey olarak verir din size, fakat siz buna çeşitli biçimlerde katılabilir ve bir anlamda tarzlandırabilirsiniz, karşısında çaresiz kalmazsınız.”     Ali Büyükaslan: “İslamî (!) evlilik siteleri değerleri metalaştırmaktadır”   Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Ali Büyükaslan “İslami (!) Evlilik Siteleri: Dinselliğin Sanal Dönüşümü” başlıklı sunumuyla evlilik sürecine getirilen dinsellik görünümlerinin giydirilmiş formu olarak evlilik sitelerini gerçek hayatın pratikleri ile karşılaştıran bir sunum yaptı. Araştırma amaçlı gözlemlerde bulunduğunu bildiren Büyükaslan adında “İslami”lik olan 15 siteyi inceleyerek dinin dijital bir tüketim objesi olma yolunda ilerletildiğini ifade etti. Büyükaslan şöyle devam etti:   “Evlilik sitelerinde birçok kavram yeni medyanın kendi formlarıyla ifade edilmekte ve bu ifade edilme biçimi sadece şeklen değil, içerik olarak da sosyal olguyu dönüştürmektedir. İslami evlilik siteleri metalaştırdıkları değerlerin -ihlas, samimiyet, kalp temizliği, niyet, aile, mutluluk - içini boşaltarak sahip olduklarını iddia ettikleri değerlerden uzak bir sunumla pazarlamacı ve müşteri ilişkileri içinde hareket etmektedirler.”     Mustafa Arslan: “Çağımızda kutsal patlaması yaşanıyor”   İnönü Üniversitesinden Prof. Dr. Mustafa Arslan “Medya ve Yeni Dinsel Kimlikler” başlıklı sunumunda postmodern çağda ortaya çıkan yeni kimliklerin oluşumunu “dünyanın yeniden büyülendirilmesi” ve “mitin keşfi” kavramlarıyla açıklayan bir konuşma yaptı.  “Milenyum çağında modernlik tanımlarıyla çelişen hızlı bir dine dönüş ve inanç patlaması yaşandığını görüyoruz” diyen Arslan, kutsala dönüş eğilimlerini iki şekilde incelerken bu eğilimin devam edeceğini de belirtti. Arslan konuşmasını şöyle devam etti:   “Modernliğin geçirdiği kriz felsefi, varoluşsal bir kriz, dünyayı anlamlandırma anlamında modern teoriler kriz içerisinde, anlam arayışı var. Her şeyi akılla açıklayan aşırı rasyonalist dünya açıklamasında tıkanma var. İkincisi modern dünya görüşündeki bireyselleşme ve sonucunda ortaya çıkan “dini bireyselleşme” ve “dini çoğulculuk”, yeni dinsellikleri anlamımızda önemli iki kavram. Seçim yapabilen, talep eden, modern hayatın odağında olan bireye göre yeni dini arzlar ortaya çıkıyor. Dini çoğulculuk medya ile daha ileri noktalara taşınıyor.Popüler kültür mite dönüşün işlevini yerine getiriyor, bunu kitle iletişim araçlarıyla yapıyor. Fantezi, korku, bilim-kurgu, çizgi film gibi ürünlerle bunu yapıyor. Matrix, Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi gibi filmler, televizyondaki sır dizileri vb. örnek olarak verilebilir. İlginçtir, önceden Batı’dan akılcılık, ideolojiler gelirken günümüzde mistik, parapsikolojik eğilimler gelecek ve bu da medya ve popüler kültür aracılığıyla gelecek.”     Kertenkele dizisinde din, dindarlık ve din adamı algısı   Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Hamza Çakır “Kertenkele Dizisinde Din, Dindarlık ve Din Adamı Algısı” başlıklı sunumuyla güncel bir dizi olan “Kertenkele” dizisinden yola çıkarak din olgusunun ekrana yansımasının geçmiş ve yeni biçimlerinin izini süren bir konuşma yaptı.   “Türk sinema tarihinin din, dindarlık ve din adamı algısı genel hatlarıyla değerlendirildiğinde özellikle geleneksel sinemanın son dönemleriyle Yeni Türk Sineması olarak adlandırabileceğimiz dönemde din olgusunun kabullenildiği, dindarlığın ötelenmediği, din adamı karakterinin de sosyal bir gerçeklik olarak benimsendiği görülür. Son dönem Türk dizilerinde de bu kabulün izlerine rastlamak mümkündür. Bu bağlamda Kertenkele dizisinde din, dindarlık ve din adamı olgularının kabullenildiği ifade edilebilir. Dizide halk dindarlığı eleştirilmekte, din adamı karakterine uygun olmayan davranışların görülmesi halinde bile bu tavır ve davranışların halk tarafından kabullenildiği izlenimi verilmektedir. Bu eleştirinin ne tür bir amaçla gerçekleştirildiği önemlidir. Kertenkele dizisinin esinlendiği İran yapımı Marmoulak (Kertenkele) isimli filmde bu eleştiri molla rejimi kontrolündeki din algısına gönderme yaparken, bu filmin de orijinali olan asıl film 1989 yapımı Amerikan filmi “We’re No Angels”da Hristiyanlık inancındaki dogmatik unsurların eleştirisi şeklinde karşımıza çıkar. Ancak Türkiye’de yapılan Kertenkele dizisinin bu arka plandan yoksun olduğu ve Türkiye’deki din anlayışı bağlamında içerden bir eleştiri fikrine yaslanmadığı söylenebilir. Film senaryolarını içinde bulunduğu toplumsal kodlar şekillendirmektedir. Dizide ise halk dindarlığına yönelik bir takım eleştiriler olmakla birlikte arka planda işleyen bir felsefeden bahsetmek pek de mümkün değildir. Filmin doğrudan dizi olarak uyarlanmasında ticari kaygıların ön plana çıktığı ve bu doğrultuda diğer Türk dizileri arasında reyting yarışına giren bir popüler kültür ürünü olduğunu unutmamak gerekir.”   Haber: Nuray Gönülşen Fotoğraf: Merve Akyol

Bu haber 3587 defa okunmuştur.