Medya, Dindarlığımızı Nasıl Etkiliyor?

Din Sosyoloğu Dr. Necdet Subaşı, islamvemedya.com'un sorularını cevapladı...

Medya, Dindarlığımızı Nasıl Etkiliyor?

Din Sosyoloğu Dr. Necdet Subaşı, islamvemedya.com'un sorularını cevapladı...

Medya, Dindarlığımızı Nasıl Etkiliyor?
17 Nisan 2015 - 18:43

Medya bir yandan dini içerikleri aktarıp, kitlelerin dini bilgi ihtiyacına yönelik beklentiyi yerine getirirken, diğer yandan da dindarlık algısını etkiliyor. İnsanlar artık, bilgiyi kitaplardan veya hocalardan öğrenmek yerine daha çok dolayımlanmış bilgi üreten medyadan öğrenmeyi tercih ediyor. Böylelikle medyaya endekslenmiş dini bilgi türü sunulmuş oluyor. Peki bu durum dindarlığı, din algımızı nasıl etkiliyor? İşte bunun yanıtını Din Sosyoloğu Dr. Necdet Subaşı ile konuştuk.


“Türkiye’nin dini hayatı hakkında oldukça somut verilere ulaştık.”  

İslamvemedya.com: “Türkiye’de Dini Hayat Araştırması”, medyanın dini bilgi kaynağı olarak görüldüğünü ortaya çıkardı. Bu tespiti medyanın dindarlığa etkisi bağlamında değerlendirecek olursak, nasıl bir görünüm vardır dersiniz?  

Necdet Subaşı
: Şimdiye kadar Türkiye’de dini hayatın temel parametreleri hakkında elimizde sağlıklı doneler, veriler yoktu. Bu konuda daha çok gözlemlere dayalı, şifahi bilgilerden beslenen analizler yapma imkanımız vardı. Türkiye’de Dini Hayat Araştırması bize 24 bin kişi üzerinden Türkiye’nin dini hayatının temel yönelimlerini, temel bulgularını göstermesi açısından oldukça önemli. Bu araştırma sayesinde, ezberden ya da kişisel tanıklıklara bağlı bilgilerden çok daha ötesine geçerek, daha derinlikli analizler yapmak için oldukça somut birtakım verilere ulaşmış bulunuyoruz. Bu oldukça önemli.   

“İnsanlar medyadan aldıkları bilgiyle, kendi dini evrenlerini oluşturuyorlar.”  

Gönül isterdi ki medya toplumun dini konularda en önemli kaynakları arasında yer alsın. Ama bizde medya, bir manipülasyon aracı olarak faaliyet gösteriyor. Din konusunda, doğrudan bir niyet analizi yapmak istemem; kötü niyetli bir çabanın ürünü olarak medyanın adım attığını söylemek belki haksızlık olur. Ama biraz bilgisizlikten; biraz Türkiye’nin dini gerçekliğini yeterince kavrayamamış olmaktan kaynaklanan cehalet, merak etmeme, derinlikli analizlere ihtiyaç duymama gibi durumlar sonuçta manipülatif bir bilgi havuzu oluşturuyor. Maalesef insanlar da bu bilgilerden kendi dini evrenlerini oluşturuyorlar.   

Medyanın cemaatler tarafından “araçsal” olarak kullanılma ihtimali kaygı verici  

İslamvemedya.com: Medyanın dinsel amaçlarla kullanımı, geleneksel cemaatlerin de medyayı etkin kullanmasını beraberinde getirdi. Yani geçmişte mikrofonun haram olduğunu vaz eden cemaatlerin bugün medyayı etkin, güçlü bir biçimde kullandığını görüyoruz. Neler söylersiniz?  

Necdet Subaşı:
Bugün herkesin bir medyası var. Herhangi bir dini toplumun ya da dini olma iddiası taşıyan bir topluluğun, cemaatin medyada temsilinin olmadığını düşünmek imkansız gibi görünüyor. Çünkü buna ihtiyaç duyuyorlar. Bu temsil alanının kendilerini daha güçlü kılacağını, bunlar aracılığıyla topluma daha kolay ulaşacaklarını düşünüyorlar. Türkiye’de dinilik iddiası taşıyan cemaatlerin medyayı fark etmesi, o gücü kullanmaya ihtiyaç duyması önemli. Bunu küçümsemek istemem. Ancak sonuçta Türkiye’de medya gibi büyük imkanları bir güce dönüştürerek bunları bir araçsal olarak kullanma çabası içinde olan cemaatlerin kendilerine bağımlı bir toplum üretme ihtimalini de dikkate almak gerekir. Sadece aynı sese kulak veren, aynı dile mahkum olan, başka seçenekleri ve düşünce aralıkları olmayan, birbirinden izole edilmiş, birbirine karşı mesafeli adacıklar oluşturma potansiyelini de dikkate almak lazım. Bunu da bir tehlike olarak görüyorum.  Medya organlarının değerine inanmayı sorunlu bulmuyorum. Ama bunun ileride daha bölük pörçük, birbirinden bağımsız, birbirine karşı mesafeli, yer yer düşman sayılabilecek yapılar oluşturacağından da kaygı duyuyorum.   

“İslam, maalesef, oldukça popüler bir dil üzerinden konuşuluyor.”  

İslamvemedya.com: Kitaplarınızdan birinde “İslami neşriyat kendi dilini henüz bulamadı” şeklinde bir yorununuz var. Bugün için de geçerli mi bu tespit?  

Necdet Subaşı:
Bugün artık İslamî neşriyattan söz edilmiyor artık. Daha çok siyasi ilgilerine yönelik olarak medya organları tasnif ediliyor. Şu ya da bu siyasal oluşuma destek veren, bu oluşumların ekseninde yayın yapan dergilerden, gazetelerden, televizyon organlarından bahsediliyor. İslamî neşriyat denildiğinde benim kişisel olarak algıladığım şey şu: İslam’ı gündelik hayatın hemen her bölgesinde, her aşamasında, her aralığında bir referans olarak kullanmayı, İslam’a her durumda atıfta bulunmayı gerekli görmeyi düşünen insanların yayın organlarını kast ediyorum. Maalesef son zamanlarda özellikle akademik ve entelektüel alanda, İslam’ın bugün için neler söylediği konusunda, çok yaratıcı, güçlendirici çalışmaların olmadığını görüyoruz. İslam da, maalesef, oldukça popüler bir dil üzerinden kamuda konuşuluyor. İslam’ın derinlikli medeniyet tasavvuru, insanlara getirdiği mesajlar, insanların İslam aracılığıyla erişmeyi tahayyül ettiği imkanlar pek fazla konuşulmuyor. Polemiğe çok açık, gündelik tartışmaları takip eden, gündelik tartışmaların hızına tabi bir İslamlık söylemi gelişiyor ve bunun düzelmesi gerekiyor.  

Modernleşme dalgası, dinin yorumlarına da müdahale ediyor.”  

İslamvemedya.com: Medya konuşulduğunda mahremiyet algısından söz etmemek mümkün değil ve medyanın da etkisiyle mahremiyet algısının dönüştüğüne ilişkin işaretler var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?  

Necdet Subaşı
: Özellikle modernleşme süreçlerinde mahremiyetin de dönemsel olarak bir değişime tabi olduğu, mesela yüz yıl önce mahremlik alanı olarak sınırlanan unsurların bugün mahremlik alanı olmaktan çıktığını gözlüyoruz. Çok daha tipik bir örnek vermek gerekirse, dini geleneğimiz içerisinde 20 yıl önce dini bir form olarak tasarlanan bir davranışın bugün dini olmaktan çıktığını görüyoruz. Geçmişte ne ölçüde dini idi, bugün ne ölçüde dinin dışında bu ayrı bir tartışma. Ama modernleşme dalgası, sadece gündelik hayatın yapılarını vurmuyor. Bu dalga, dinin yorumlarını etkiliyor; dinin algılanış tarzına müdahale ediyor.   

“Müslüman kadına yönelik, onun beklentilerini ve iddialarını tartışan dergilere, gazetelere ihtiyaç var.”  

İslamvemedya.com: Bu bağlamda, “İslamî moda dergileri” olarak isimlendirilen dergileri nereye koyabiliriz?  

Necdet Subaşı
: Bunlar tabi ki, sonuçta bir ihtiyacı yansıtıyor. Bir alan, bir pazar var. Yeni Müslüman kuşak modaya yabancı değil, modern tüketim araçlarıyla ilişkisi var. Bu tüketim araçlarının sadece kıyısında yaşamıyor. Bunları kendi gündelik hayatında da yansıtmak ve temsil etmek istiyor. Dolayısıyla böyle bir pazar oluştuğunda da, bu pazarı tüketmek, kullanmak isteyen yapılar da ortaya çıkıyor. Bugün Müslüman kadına yönelik, onun beklentilerini, iddialarını tartışan dergilere, gazetelere ihtiyaç var. Bugün ortalıkta dolaşan, ortalıkta gezinen gazete ve dergilerin bir kısmı bu sorumlulukların bir sonucudur. Bir kısmının da manipülasyon amaçlı, tüketim amaçlı, bir pazara dahil olmakla ilgili olduğunu düşünüyorum.   

“İnternet kendi mecrası içinde dini hayatı etkiliyor.”  

İslamvemedya.com: İnternet konusuna gelecek olursak, internet ve din etkileşimi “sanal din”, “sanal dindarlık” gibi kavramların doğmasına neden oldu…  

Necdet Subaşı:
Bu kavramlar, internetin hayatımıza sokulmasıyla başlayan bir sürecin sonucu. İnternet artık, vazgeçilmez bir araç olarak gündemimizdeki yerini aldı. Böylelikle internet kendi mecrası içerisinde dini hayatı etkiliyor. Dini hayatın aktörleri de internetin sağladığı olanakları kullanıyor. Daha geniş alanlara ulaşıyorsunuz; daha geniş bağlamlarda konuşabiliyorsunuz; küresel akışa olağan üstü bir hızla katılıyorsunuz.  Taşranın köşesinde sıkışmış biri olmaktan çıkıyor ve düşüncelerinizi dünyanın her tarafına yayma olanağı buluyorsunuz. Bu da tabi, din alanında sanal birtakım kavramların kullanılmasına yol açıyor.   

“Geleneksel yapılar modern bilgi sistematiği içinde köklü bir şekilde eleştiriye tabi oluyor.”

 İslamvemedya.com: Yine bir kitabınızda, sözlü kültürden yazılı kültüre geçişte Alevilerin bir değişim yaşadığını belirtiyorsunuz. Bugün Alevilerin kendilerini temsil ettiği televizyonlar, internet siteleri, sosyal medya hesapları var. Yani görsel kültürün ürünleri kullanılıyor. Bu da değişim anlamına geliyor mu?   

Necdet Subaşı:
Bu sadece Alevilerle ilgili bir konu değil. Geleneksel yapılar önemli ölçüde değişiyor. Kulaktan kulağa, davranıştan davranışa belli bir gelenek içerisinde şekillenen ve bugüne kadar ulaşan veriler, modern bilgi sistematiği içerisinde köklü bir şekilde eleştiriye tabi oluyor. Bundan Alevîler de, Sünnîler de payını alıyor.    Necdet Subaşı ile yaptığımız röportajı pdf olarak kaydetmek için lütfen tıklayınız.