Yazılıma Dayalı Evren Tasavvuru ve Din - 2

Metaverse’te yeni dinler mi ortaya çıkacak? Dindar bireyler Metaverse’ten nasıl etkilenecek? Doç. Dr. Ali Baltacı cevapladı.

Yazılıma Dayalı Evren Tasavvuru ve Din - 2

Metaverse’te yeni dinler mi ortaya çıkacak? Dindar bireyler Metaverse’ten nasıl etkilenecek? Doç. Dr. Ali Baltacı cevapladı.

Yazılıma Dayalı Evren Tasavvuru ve Din - 2
27 Şubat 2022 - 21:44

 
İslamvemedya.com: Ali hocam, sizinle röportajımızın ilk kısmında, yazılımların, algoritmaların, sosyal medya uygulamalarının din ve inanç ile ilişkisine ve Metaverse katmanları arasında dinin yerine temas etmiştik.
Siz, metaverse ve din ilişkisine dair başka bir konuşmanızda “Tanrı figürlerini ortadan çıkararak insanları var oldukları durumlardan, dini yapılardan, durumlardan sıyırarak kendilerine kendilerinin yaratacağı bir alan açmak için” çeşitli çalışmalardan söz ediyorsunuz. Bireysellik bahsinde. Metaverse’ü bu kapsamda ele alabilir miyiz?

Ali Baltacı: İnsanın var olduğu durumdan koparak sanal bir evrende özgürce bir alan oluşturması, bir nevi kendine yeni bir kimlik kazanma arzusu, aslında onun güç istencinin göstergesidir. Bu güç istenci var olan acılardan, yaşanmışlıklardan sıyrılarak yeni bir evrende kendini yeniden var etmeyi istemeyi de içeren oldukça karmaşık bir duygu durumu. İnsanın güç istencini baskılama mekanizmalarından birisi haz istencidir. İnsanı hazza ulaştırarak onun kendini var etmesi düşüncesi üzerine kurulu olan Metaverse yoğun bir bireyselliğe vurgu yapıyor. Aslında bu bireysellik, Metaverse’ün sosyal bir uygulama olduğuna yönelik yönlendirmelere rağmen körükleniyor. Tarihte birkaç yıl geriye gidersek sosyal medya uygulamalarının amacının insanları sosyalleştirmek ve gerçek yaşam ile sanal dünya arasındaki bağları güçlendirerek insanın sosyal yönünü, paylaşımcı karakterini öne çıkarmaya yönelik söylemleri görürüz. Oysa günümüzde sosyal medyanın bu amacın tersi bir evrime uğradığı ve insanları ötekileştiren, diğerlerinden uzaklaştıran ve onları doğalarından ayrıklaştıran bir forma eriştiğini söylemek olası. Günün yaklaşık dörtte birini, hatta bazen yarısından fazlasını sosyal medyada geçiren bir kişinin sosyalleşmeyi bir ekrana bakarak veya yalnızca beğeni ya da basit yazışmalarla sürdürmesi aslında tam da günümüz bireyselleşmesini yansıtıyor. Sosyal alandan kopan, gerçekliği yalnızca bir sosyal medya uygulamasında yakalayan bireyin meşruiyet, anlam ve kimlik krizleri yaşayacağı söylenebilir.

Simülasyon, Bireyselleşme Anonim Kimlikler

İslamvemedya.com: Baudrillard’ın Simülasyon kuramını hatırlattınız…

Ali Baltacı: Aslında Metaverse, Baudillard’ın hipergerçeklik konseptinin tam karşılığı gibi. Tıpkı sosyal medya gibi sınırları belirlenmemiş bir alan öneren Metaverse içinde sınırlı etkileşim kurabilen bir insan, gerçeğin çölünde yalnız kalacak ve yaşamın anlamını aradığı sanal dünyada sıkışıp anlam krizleri yaşamaya başlayacaktır. Sosyalleşmenin tam olarak sağlanamadığı durumlarda kişi potansiyelini sergileyemez ve kaygısı artar, artan kaygı onun giderek daha fazla yalnız kalmasına yol açar. Bu paradoks her durumda doğru olmasa da günümüz insanının sosyal medyada beğeni kazanmak veya daha fazla izlenmek için yaptığı şaklabanlıklar vs. düşünüldüğünde aslında bireyselliğe dayalı yalnızlığın ne derece yaygın bir durum olduğu gözler önüne serilir.

Metaverse içinde yer alan önemli özelliklerden biri olan “Anonimlik”, tam da bireyselleşmenin bir sonucu. Çünkü anonim olduğumuzda, yani, ismimizle veya cismimizle herhangi bir yerde var olmadığımızı bildiğimizde kişiliğimizin karanlık yönü ortaya çıkar. İnsan suç işlerken ne yaparsa yapsın ceza almayacağını bilirse, kişiliğin karanlık tarafı daha kolay ortaya çıkar. Bu noktada anonimliğin kötülüğü arttırdığı söylenebilir. O halde Metaverse içinde anonim olan bireyin, suç işlemekten sakınmayacağı veya Metaverse ile suçtan arınmış bir dünya yaratmanın mümkün olmayacağı söylenebilir.

“İnsanın sanal bir evrende dilediğince güç kazanması, bir nevi insanın tanrılaşması, Metaverse ile mümkün kılınıyor.”

İslamvemedya.com: Çift yönlü bir dünya ve çift yönlü kişilik…

Ali Baltacı: Metaverse’deki yalnızlık problemini ele alırken Arthur Scophenhauer’in “kirpi ikilemi” dediği duruma dikkat çekebiliriz. Buna göre birbirine sosyal mesafe olmaksızın yaklaşan insanlar bir süre sonra birbirlerini itmeye başlayacaktır. Aşırı samimiyet, acı verir. Aslında bizde bu duruma uygun bir atasözü de var: “Fazla muhabbet tez ayrılık getirir”. Bu noktada insanları sosyal kılan şeyin yalnızlığa ve dolayısıyla kendilerine tahammül edememeleri olduğunu da söyleyebilirim. Bu durum bizi aslında Freud’un “yineleme saplantısı” dediği şeye götürüyor. Freud’a göre yalnız kalmak acı verici ama kaçınılmaz. Buna göre bireyselleşme, var oluş sancısı çeken bireyin sığındığı Metaverse için kaçınılmaz bir durum olarak görülüyor.

Yalnızlık içindeki insan, adına Metaverse dediği, kendine özel bir alan yaratarak bu alanda sahte kimliklerle çevrelenip yalnızlığından kaçmak istiyor. İnsanın var olduğu durumdan sıyrılarak sanal bir evrende dilediğince güç kazanması, bir nevi insanın tanrılaşması, Metaverse ile mümkün kılınıyor. Bu durum aslında sorgulamadan yaşamak veya yalnızca yaşama odaklanarak cennet, cehennem, ödül ve ceza gibi dini argümanların olmadığı bir dünya tahayyülünü belirliyor. Bireyselleşmiş, yalnızlaşmış ve giderek kendi içine çökmüş bir insan için zaten anlamsızlaşmış bir dünyadan kaçarak kendi tasarladığı bir dünyada yeniden var olmak, temiz bir sayfa açmak veya yeni bir başlangıç yapmak hayati derecede önemli… Albert Camus’a göre bir insan yaşamın anlamını aramayı sürdürdüğü sürece hiç yaşayamaz. İster gerçek dünyada isterse Metaverse de olsun, anlam arayışını sürdüren birisi için bireyselleşme kaçınılmazdır. Bu yalnızlık problemi, büyük bir amaçsızlığı da besler.

Yüksek maliyetli özgürlük (!)

İslamvemedya.com: İnsanın kendi özünden bağımsız bir özgürlük mü bu?

Ali Baltacı: Metaverse ise insanı tam anlamıyla özgürleştirmeyi öneriyor. Ona acı veren veya acı verme potansiyeli olan tüm durumlardan uzaklaştırarak yeni bir evrende var etmeyi öneriyor. Bu evrende bir tanrı veya herhangi bir otorite figürü yok; onu sınırlayan herhangi bir durum da söz konusu değil. Tüm inançlardan, tüm ideolojilerden ayrık bir şekilde kendi alanını yaratmak, kendi istediği şekilde, kendi seçtiği cinsiyet ve görüntüyle var olma ihtimali sunuyor. Bu denli fazla seçenek arasında özgürce seçim yapmak, çekici bir durum gibi görünse de aslında onu metalaştıran sürecin de başlangıcı. Çünkü ona önerilen dünyaların bir bedeli var. Evet özgürsün ancak bu özgürlük gerçek hayattan farklı olarak belirli enerji kullanımı, teknik cihaz ve yazılım gerektiren maliyetli bir süreç. Tüm bu maliyeti karşılarsan özgürsün deniliyor ve evet günümüzün yaygın yönelimi olan bireyselleşme vurgulanarak sana özel bir alan sunuluyor. Tüm bu metalaşma sürecinde herhangi bir din veya inancın da gerçek anlamını ve amacını koruyarak Metaverse içinde yer alması ise söz konusu değil maalesef.

Kelamî Açıdan Metaverse: “İnsanın yarattığı bir evrende Tanrıya yer var mı?”

İslamvemedya.com: İnternet, askeri amaçlarla ortaya çıktı; ancak bir süre sonunda kültürel bir süreç haline dönüştü. Dinler, inançlar, akımlar… Bütün bunlar internette yer aldı, alıyor. Sizin bir konuşmanızda, “Metaverse, din ile ilişkili bir konu değil” cümleniz var. Bu cümleyi açar mısınız? Bir gün dinlerin kimlik, ibadet gibi alanlarında Metaverse’ün etkili olmayacağını mı düşünüyorsunuz?

Ali Baltacı: İşe şuradan başlayabiliriz: “İnsanın yarattığı bir evrende Tanrıya yer var mı?” aslında oldukça provoke edici bir soru olduğunu kabul etmeliyim. Ancak evet bahse konu olan Tanrı, Alemlerin yaratıcısı olan Allah ise ve Metaverse’de bir alem ise bu mecrada bir yaratıcı olması fikri çok da mantık dışı durmuyor. Elbette bu sorunun farklı kelami yaklaşımlar için farklı açıklamaları olacaktır. Hatta böylesi bir evrende bir tanrıya ihtiyaç duymayanlar da olacaktır. Ancak insanın yaratılışı gereği belirli bir inanma duygusuna (fıtrat da diyebiliriz) sahip olduğunu ve onu bu duyguda uzaklaştırmanın çeşitli anlam ve yaşam sorunları oluşturabileceğini de söylemek isterim.

Açıkçası Metaverse ile Tanrı-Evren-İnsan ilişkilerinde radikal değişimlerin yaşanacağını düşünüyorum. Çünkü var olan kozmolojik bilgimiz ile fiziki dünyanın temel kurallarının dışında olan bir evreni tasavvur etmek, hepimiz için güçlükler oluşturacaktır. Yağmurun yukarıdan yağmadığı, rüzgârın esmediği veya güneşin olmadığı bir evrende tanrının ne şekilde konumlanabileceği, insan-tanrı ilişkisinin nasıl oluşturulacağı gibi hususlar din bilimcilerce tartışılmalıdır. Sürprizlerin olmadığı, doğanın insanlar tarafından yaratıldığı bir evrende uzun süre vakit geçirmek insanları sıkacaktır. Bu açıdan Metaverse’de insan fıtratının tam olarak yansıtılması mümkün değildir ve fıtratın özgürce sergilenemediği bir mekânda herhangi bir dinin tam anlamıyla yaşanması da söz konusu olamaz.

Metaverse ve dinsel yabancılaşma

İslamvemedya.com: Metaverse, nihayetinde bilimsel, teknolojik gelişmelerin bir ürünü. Yeni bir din-bilim kıyaslamasıyla karşılaşabilir miyiz?

Ali Baltacı: Metaverse’ün ciddi bir din ve bilim ikiliği yaratacağı ve bu ikiliğin de bilimin öncelendiği, dinin değersizleştirildiği bir tartışma zemine evirileceğini söyleyebilirim. Din ve bilim gibi oldukça tarihsel bir tartışmayı burada yinelemek yerine, teknik imkanları sonuna kadar kullanan bir Metaverse’ün desteklediği bilimin, dini argümanlara karşı güçlü bir savunma hattı oluşturacağı ve keza bilimin bu tartışmalardan güçlenerek çıkacağı öngörüsünde bulunmak da olası.

Ayrıca Metaverse ile kutsal kitaplardaki bazı konuların tutarlılığının sorgulanması da olası. Çünkü dünyanın güneş etrafında dönmesi ve düz dünya teorisi gibi örneklerden hareketle, Metaverse içinde oluşturulacak din karşıtı grupların Metaverse’ün teknik imkanlarını kullanarak kutsal kitapları yalanlama veya onlardaki mantık hatalarını arama gibi girişimlere yeltenmesi mümkün. Bugün sosyal medyada bu gibi girişimlerin birçok çeşit örneğini görüyoruz. İnternetin ileri versiyonu olan Metaverse’de ise dinlere ve kutsal değerlere çok daha radikal saldırıların olması ihtimali çok yüksek. Belirli kutsalların ve kutsal kitapların sorgulanması ise ister istemez dinsel şüphe problemine yol açacak. Yani farklı birey ve grupların çeşitli şekillerde Metaverse içinde dinsel yabancılaşma yaşayacağı ve dinsel şüpheye kapılacağını söylemek olası.

“Simülasyon içinde yaşamak dindar olsun veya olmasın herkeste bir inanç-eylem tutarsızlığı oluşturacaktır”

İslamvemedya.com: Dindar bireyler için de aynısını söylemek mümkün mü?

Ali Baltacı: Sürekli bir simülasyon içinde yaşamak, dindar olsun olmasın hemen herkeste bir inanç-eylem tutarsızlığı oluşturacaktır. Çünkü saatlerce sanal gerçeklik gözlükleriyle sanal bir dünyada vakit geçirdiğinizde bazı ibadetler için vakit bulamayacaksınız. Bilincin dijitalleşmesiyle gündelik yaşam içinde var olan dini duygu, düşünce ve pratiklerde aksaklıklar oluşacak. Ayrıca inandığınız değerlere göre yaşamak da zorlaşacak. Bu önermeye en uygun kanıt sosyal medyanın ve internetin ilk dönemlerinden verilebilir. İnternetin ilk yaygınlaştığı dönemde insanlar diğerleriyle bilgi paylaşımı veya tanımadıklarıyla sohbet etme işini o denli özümsemişti ki saatlerce, hatta günlerce bilgisayar başından kalkmayan hatta kalp krizi geçirerek vefat edenler olmuştu. Bu durum, sosyal medya, dijital oyun veya internet bağımlılığı gibi rahatsızlıkların tanımlanmasına neden oldu. Benzer bir ayrışma dini yaşantıda görüldü; insanlar bilmedikleri dini konuları araştırmaya veya internetten öğrendiği yalan yanlış bilgilere inanmaya başladılar. Burada kısaca ele aldığım bu durumun mislisini Metaverse’de yaşayacağımıza inanıyorum; çünkü bu kez işin içine deneyim de giriyor. Artık insanlar bilgiyi sadece okuyup dinlemiyor, onu aktif olarak deneyimliyor. Böylece sakıncalı veya hatalı dini içeriklerin öğrenilmesi ve yaygınlaşması da kolaylaşıyor.

“Metaverse özgü dinler ortaya çıkacak”

İslamvemedya.com: Peki, internette ortaya çıkmış kimi dini hareketler var. Veya yapay zeka ile oluşturulmuş dinler. Metaverse’te de benzer bir akım, din ortaya çıkar mı dersiniz?

Ali Baltacı: Metaverse içindeki içerik üreticilerin çoğunlukla pagan, animist veya Şamanist öğeleri kullanarak içerik üretebilme potansiyelinden bahsetmiştim. Bu durum kurumsal dinlere olan ilginin azalmasına, yeni dini inançların yaygınlaşmasına veya Metaverse’e özgü dinlerin ve inançların ortaya çıkmasına neden olacaktır. Bu noktada ödüllendiren, ceza veren ve sürekli imtihan eden bir tanrı tasavvurundansa kendine özgü yeni tanrı tasavvurlarının oluşması da muhtemel. Ayrıca Metaverse ile kadim dini öğretilerin temeli olan ahiret, kaza, kader, cennet ve cehennem inancının da sekteye uğrayacağını söylemek olası. Bununla birlikte doğaüstü, gizemli, mesianik veya apokaliptik söylemin artması da olası. Hatta Metaverse’ü beklenen mehdi, mesih, dabbe veya deccal olarak da adlandıranların varlığı da düşünüldüğünde Metaverse yaygınlaştıkça daha farklı anomalilerle karşılaşacağımızı düşünüyorum.

Metaverse içinde ümmeti birleştirme, dini grup oluşturma veya farklı şekillerde dini kimliği güçlendirme çalışmalarının olması olası. Ancak bu projelerin kolaylıkla radikalleşeceği veya içine kapalı gruplara dönüşeceği öngörüsü önemli. Ayrıca Metaverse içindeki moderatörlerin, gerek ulus devletlerin gerekse belirli dinlerin gerçek yaşamdaki varlığına zarar verme potansiyeli olabilecek bu tarz yapılara çok da izin vermeyeceğini düşünüyorum.

Metaverse yaygınlaştıkça farklı gündelik pratikler de hayatımıza girecektir. Bu durumda kendini güncelleme gayretine girecek olan hukuk, fıkıh ve diğer sosyal kurumların yeni yasaklar ve belki yeni helal ve haramlar getirmeleri olası. Ayrıca dinin somut yönüne vurgu yapan uygulamalar, yeni kutsallar üretilebilir. Bu noktada yeni dijital suçlar oluşması ve kötülüğün yeni formlarının üretilmesi de söz konusu olacaktır.

İslamvemedya.com: Görece bu kadar olumsuz durum varken, Metaverse ile din arasında neden bir ilişki olmasını konuşuyoruz o halde?

Ali Baltacı: Metaverse ve din arasında bağlantı kurulmaya çalışılması aslında kendi içinde sorunlu bir süreci de belirliyor. Çünkü Metaverse gibi kapitalist üretimin son somut ürününe karşılık, dinin soyut özellikleri üzerinden etkileşim sağlama çabası bir noktada sekteye uğrayacaktır. Ayrıca, “dinin insanlığa fayda sağlamadığı” söylemi üzerinden yürütülen pragmatist din karşıtı söylemin Metaverse ile yaygınlaşacağını ve yeni nesil dijital inançsızlık modellerinin gündeme geleceğini de öngörebilirim.

Metaverse ile dini mekân ve kurumların işlevsizleşeceği, din adamlarını istihdam etmenin zorlaşacağı, Katolik kilise gibi kurumların toplum üzerindeki etkisinin azalacağı öngörülebilir. Belki dini kurumlar kendi meşruiyetlerini korumak için çeşitli dini kişi, sembol ve figürleri Metaverse içinde modelleyerek bir çeşit ilgi yaratabilir. Örneğin geçmişte yaşamış bir din adamına, o dinin bilgileri aktarılarak kullanıcıların dini bilgiyi ilk kaynaktan ulaşması ve o kişi ile etkileşime geçmesi sağlanabilir. Ancak burada topluma mal olmuş dini kişiliklerin, peygamberlerin, mezhep imamlarının veya saygı duyulan figürlerin modellenmesi kimi güvenlik sorunlarını da beraberinde getirecektir. Batıda ve Hindistan’da camilere ve İslam kutsallarına yapılan saldırılar düşünüldüğünde, eğer önlem alınmazsa bu saldırıların misli fazlasının Metaverse’de yaşanacağı söylenebilir.

“Metaverse içinde dini kurallardan ayrı, evrensel bir ahlak anlayışının yaygınlaşacağı söylenebilir.”

Toplum içinde açık veya gizli olarak belirlenebilen sosyal sınıfların Metaverse ile daha da derinleşeceği öngörüsünden hareketle Metaverse içinde dini kurallardan ayrı, evrensel bir ahlak anlayışının yaygınlaşacağı söylenebilir. Bununla birlikte çeşitli dini geleneklerin veya geleneğe dayalı uygulamaların (örneğin aşure dağıtılması, ramazan davulcusu vb.) Metaverse’de oldukça farklı şekillere bürüneceği ya da tamamen ortadan kalkacağı söylenebilir. Buna karşın bizim kültürümüzde olmayan (örneğin cadılar bayramı, şükran günü, baby shover, bekarlığa veda partisi vb.) Batı kaynaklı geleneklerin Metaverse ile yaygınlaşması da olasıdır.  

Metaverse, cinsiyetsizleştirilmiş bir toplum öneriyor. Elbette Metaverse’ün yaygınlaştırılmasıyla birlikte cinsiyetsizleşmiş bir toplumda cinsiyete dayalı dini uygulamalarda da (örneğin sünnet töreni) azalma görülmesi olası. Bununla birlikte dinlerin karşı çıktığı LGBT+ hareketinin Metaverse ile görünürlük kazanacağı ve farklı cinsel tercihlerin özgürce Metaverse’de var olmasının çeşitli çevrelerde huzursuzluk veya çatışma yaratma ihtimali de söz konusudur. Böylesi çatışma alanları için Metaverse içinde güvenli gruplaşma ortamları sağlansa da gerek LGBT+ bireylerin gerekse dini hassasiyeti olanların gerçek dünyada nasıl korunacağı belirsizdir.

Metaverse ile kendine, topluma ve dine yabancılaşmış bireylerle karşılaşacağız. Hazza ulaşma adına Metaverse içinde gezinen, amaçsızlaşmış, yaşama azmini ve yaşamın anlamına ulaşma güdüsünü kaybetmiş bireylere tanık olacağız. Bu durum daha önce de betimlediğim bireyselleşmeye dayalı yalnızlığı da temsil ediyor aslında. Ancak bahsettiğim yabancılaşma, insanın dini öğretiden tamamen uzaklaşarak kendi alanına çekilmesi ve inancını giderek kaybetmeye başlaması. Böylesi bir durumda insani yönler, örneğin vicdan da yıkıma uğruyor. Fiillerin dijitalleştiği Metaverse’de ibadetler de anlamsızlaşıyor; çünkü mekânın ve zamanın insanlar tarafından oluşturulduğu bir evrende örneğin kıblenin olmadığı bir yerde insanların nasıl namaz kılabilecekleri sorusu tam bir paradoksa dönüşüyor. Yani fiilerin dijitalleşmesiyle ibadetler de bozuma uğrayacak, zamanla insanlar dinden uzaklaşacaktır.

Özetle, din ve Metaverse bir araya gelmesi oldukça zor iki alan. Ancak tartışılıp yeni fikirler üretildikçe bu etkileşim için yeni olasılıkların ortaya çıkması da söz konusu olabilir.

Yapay zekânın İlahiyat alanında kullanımı

İslamvemedya.com: Biraz da projelerinizden söz eder misiniz? Yapay zekâ kullanarak hazırladığınız çalışmalarınız var. Bugüne kadar neler yaptınız? Bir İlahiyatçı olarak yapay zekadan nasıl yararlanıyorsunuz?

Ali Baltacı: 1990’lı yıllardan itibaren basit yazılımlar yaparak başladığım serüven 2008 yılına değin sürdü. Bu tarihten itibaren daha derin öğrenme modelleri ve algoritmalar üzerine yoğunlaştım. Ticari olmayan ve açık kaynak kodlu birkaç oyun için basit kullanıcı algoritmaları ürettim. 2010 yılından bu yana daha sofistike ve çok yönlü fonksiyonu olan pek çok algoritma çalışmam oldu. Fen, sağlık, mühendislik ve sosyal bilimler ile veri biliminin farklı katmanlarına hizmet eden çok sayıda yapay zekâ projesi üzerinde çalıştım. Bazıları başarılı olsa da çoğu teknik imkânsızlık ve yalnız çalışmanın verdiği zorluklar nedeniyle tamamlanamadı. Elbette yapay zekâ, daha doğrusu bilişim işleri büyük ölçüde takım çalışmalarıyla yürüyor, ancak bu işi ticari olarak yapmak istemeyişim nedeniyle hiçbir zaman bir takım içinde yer almayı düşünmedim. Geçmişte birkaç oyun için tasarladığım veya farklı ilaç kombinasyonlarını harmanlayarak yeni kimyasallar üretmeye yarayan gelişmiş algoritma tasarımlarım oldu; örneğin sizin oynama dinamiklerinizi öğrenip bir sonraki hamlenizi tahmin eden ve oyunu size uyarlayan bir algoritmamı ticari bir hak beklemeksizin açık kaynak kod ile geliştirdim ve yayınladım. Ancak zamanla oyun sektöründe kazandığım tecrübe ve gelişen yapay zekâ algoritmaları sayesinde daha sofistike işler yapmaya karar verdim. Önemli olan bilimin ve tekniğin gelişmesiydi benim için; bu konuda Tesla, Einstein veya Satoshi Nakamoto gibi davranıp ürettiğiniz bilgiyi kamuyla paylaşıp bir şeylerin gelişimine katkı sunmak önemliydi. Elbette akademide olunca tek işiniz bilişim teknolojileri olmuyor; ancak özellikle karantina döneminde yeni ve farklı işler yapmaya karar verdim.

Şu an büyük ölçüde hazır olan ve kendi başına ortamdaki sözcükleri yakalayıp algılayarak onları anlamlı yapıya dönüştüren, bilmediği bir dilin gramerini anlamaya çalışan bir yapay zekâ üzerinde çalışmalarım sürüyor. Hiç bilmediği bir dili belirli bir zamanda sadece ortamdaki konuşmaları dinleyerek öğrenen bu yapay zekâ için ticari destek almadım. Belki ileride projelendirip insanlığın kullanımına sunarım. Ancak şu an bunu söylemek oldukça iddialı olur. Muhtemel yakın gelecekte benim üretmeye çalıştığım yapay zekânın daha gelişmiş bir formunu kamuya tanıtmayı ve yapay zekâ tarafından üretilen şiir veya roman ya da akademik metinlerin üretileceğini umuyorum. Ayrıca bu proje sonunda üretilecek uygulama sayesinde herhangi bir kişinin yabancı dil öğrenmesine gerek kalmaksızın hızlı ve doğru simültane yapılabilecek ve belki de eş zamanlı edebi ve akademik metinlerin çevirisi de söz konusu olacak. Şu an belirli zorluklar (ses tanılama yazılımları vs.) olsa da gelecekte belirli mesleklerin yerini (örneğin çevirmenlik) ileri düzey gramer ve kritik sözcük bilgisine sahip bir yapay zekânın alacağını umuyorum.

Diğer projelerim ise daha çok insanın mantıklı karar verme mekanizmalarına özgü yapay zekâ yapıları. Bu proje dil öğrenen yapay zekâdan çok farklı ve daha komplike. Burada farklı algoritmalar geliştirerek bir insanın nasıl karar verdiğine odaklandım ve belirli bir süre içinde yapılan tüm iş ve işlemlerin kaydını tuttum. Örneğin tüm harcamalarımı veri olarak işledim ve bir sonraki harcamamı tahmin eden bir algoritma oluşturdum. Bu algoritmaya sağlık verilerimi de ekledim ve benim için en doğru (sağlıklı) harcama tahminlerini yapmasını istedim. Şu an hala geliştirme aşamasındayım ancak epey ilerleme sağladım. Söz konusu davranış tahmin algoritması işlerlik kazandığında demans (bunama), ALS ve Alzheimer gibi hastalıkların belirli evrelerinde yaşanan karar verme zorluklarını ortadan kaldırmasını umuyorum. Elbette bir makinenin insan yerine karar vermesi, insanın velisi gibi davranması sorunlu görülse de seçim hakkı her zaman insanda kalacak. Yani ben kendi projelerimde insan varlığını reddetmeyen aksine onun üzerine işlenen transhümanistik algoritmalar üzerinde çalışıyorum.

Henüz emekleme aşamasındaki diğer yapay zekâ projem ise sanal bir psikoterapist; elbette bunun pek çok benzeri var ancak benimkisi biraz daha farklı öğeler içerecek. Umuyorum ki başarır ve tanıtırım. Din bilimlerinde yalnız bir çalışmamda yapay zekâ modülünden yararlandım. O proje 2019 yılında Malatya’da düzenlenen Yüksek Din Öğretimi kongresinde sunuldu aslında; sunum yaparken epey ilgi gördü ama kimse onun bir yapay zekâ uygulaması olduğunu fark etmedi. “Türkiye'de Yüksek Din Öğretim Kurumlarının Akademik Bilgi Üretme Kapasitelerinin Analizi” başlıklı çalışmamda belirli sayıda dergide yayınlanan makalelerin farklı değişkenlerle analizini yapmıştım ve ilahiyat alanındaki bilimsel etkiyi ve kaynak kullanımının yönünü belirlemeye çalışmıştım. Amatör bir çalışma olmasa da bu çalışmayı daha ilerletmek istemedim çünkü ilahiyat alanı henüz bu denli yoğun ve teknik analizlerle incelenmeye hazır değildi.

“Yapay zekâ temelli dini ve manevi danışmanlık uygulamaları üzerinde çalışmalar yapılıyor”

İslamvemedya.com: Ali hocam teşekkür ederiz, verdiğiniz kapsamlı bilgi ve değerlendirmeler için. Eklemek istediğiniz başka bir husus var mı?

Ali Baltacı: Şu aralar Türkiye’de olmasa da dünya genelinde yapay zekâ ile yazılmış farklı dinlere ait kutsal metinler, yapay tanrı uygulamaları ve yapay zekâ temelli dini ve manevi danışmanlık uygulamaları üzerinde çalışan çok sayıda kişi ve grup var. Bazılarını çeşitli dini gruplar ve kiliseler destekliyor. Yakın gelecekte yapay zekâ temelli birkaç manevi destek uygulamasını incelediğim ve kendi içindeki tutarsızlıkları belirlediğim bir çalışmamı bir sempozyumda sunacağım. İlahiyat alanına katkı sunacak çalışmaları destekleyen kişi ve gruplar ile çalışarak farklı yapay zekâ teknolojileri geliştirmeyi istesem de insanların çoğu bu konularda teknoloji üretmek veya üretime katkı sunmak yerine Batı’da üretilen teknoloji üzerinde konuşmaya rağbet ediyor. Sadece konuşarak yapay zekâyı veya Metaverse’ü anlamak zor; onun teknolojisinin içine girince onunla yapılabilecekler daha iyi anlaşılacaktır. Bu işlerle uğraşan veya ilgi duyan hem Türkiye’de hem de dünyada çok büyük bir topluluk var ancak çoğunlukla algoritma yapılarında yaşanan aksaklıklar veya neyi nasıl yapacaklarını bilmemeleri nedeniyle çoğu parlak fikir proje haline gelemiyor. Zaten parlak bir fikriniz varsa ya itibar suikastına uğruyor ve küserek bu projelere veda ediyorsunuz ya da sizin üzerinizden rant elde etmek isteyen birileri fikirlerinize el koyuyor. Umarım yakın gelecekte Türkiye özelinde gerek İlahiyat gerekse diğer bilim alanlarında orijinal işler ve fikirler üretilir.

İslamvemedya.com: Değerlendirmeleriniz için tekrar teşekkür ederiz.

Ali Baltacı: Bana bu fırsatı verdiğiniz için ben teşekkür ederim.
 

Bu haber 461 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • İlker Kale
    3 ay önce
    Çok güzel bir röportaj olmuş. Ali Hoca oldukça farklı bir bakış açısına sahip. Ali hocanın dijital toplum, simülasyonlar ve bilgisayar oyunlarına ilişkin bilgilerini de okumak isteriz. Kendisi özellikle oyun ve kripto para camiasında tanınan birisi.