Gazetecilerin gözüyle kutsal topraklar (1)

Lamia Ayhan: "Kendimi cennette hissettim"

Gazetecilerin gözüyle kutsal topraklar (1)

Lamia Ayhan: "Kendimi cennette hissettim"

Gazetecilerin gözüyle kutsal topraklar (1)
02 Eylül 2014 - 09:46

Kutsal topraklara yolculuk dün başladı. Yakın günlerde ülkemizden basın mensupları da kutsal topraklara ulaşacak. Peki bir yandan İslam'ın şartlarından birini yerine getirirken diğer yandan medya gündemine haccı taşımak nasıl bir duygu? Basın mensupları neler hissediyor? Hangi zorluklarla karşılaşıyor?

A Haber muhabiri Lamia Ayhan, kutsal topraklarda yaşadıklarını islamvemedya.com'a anlattı.  

Kâbe’de kendini cennette hissettiğini belirten Ayhan, hacca 9 defa gitmesine rağmen içindeki Kâbe özleminin dinmediğini kaydetti.    Ayhan, hacda yaşadığı duyguları şöyle dile getirdi.   “Allah bana Kâbe’de cennetin bu dünyada olduğunu anlattı. Çünkü ben O’nun evinde kendimi cennette hissettim. Bir de şunu açıkça söylemeliyim. Hacca 9 defa giden bir kul olarak, içimde hep bir Kâbe özlemi var.  Bazı duyguların ne anlama geldiğini kalbim Kâbe’yle buluşunca anladım.  Ben Kâbe’yi görene kadar özlemek neymiş, ayrılık neymiş hiç bilmiyormuşum. Şimdi Kâbe’den ayrı kalınca hep bir özlem hep ayrılık acısı içinde yaşıyorum.  Aslında kutsal topraklarda hiçbir yer, anlatılmaz yaşanır. Arafat’ı, Kâbe’yi ve Mescid’i Nebevi’yi ancak yaşayabilirsiniz anlatamazsınız. Umarım Rahman dileyen herkese nasip eder.”  

“Önce Rahman’ın misafirisiniz, sonra gazeteci”  

“Aslında dünyanın her yerine gazeteci olarak gidebilirsiniz; ama bence Hacca gazeteci olarak gitmek imkansız. Çünkü önce Rahman’ın misafirisiniz, sonra gazeteci. Allah sizi evine davet ediyor, tıpkı cömert bir ev sahibi gibi, rahmet üstüne rahmet sunuyor.  

“Kâbe’de kabul olmayan duam yok”  

“‘Dileyin ne isterseniz’ deniyor ya gerçekten de öyle. Allah’tan isteyip de kabul olmayan duam yok Kâbe’de. Evine geleni hiç boş göndermiyor. Günahlarla gidiyoruz. Hem tertemiz olup geliyoruz. Hem de ikramlarla dönüyoruz. Tek kelimeyle hacda gazeteci olmak, orada olmak ve en önemlisi Allah’ın o kadar kulun arasında beni de davet ettiğini bilmek yaşamak inanılmaz bir duygu...”  

“Gazeteci olarak hac ibadetini anlatıyor olmak büyük bir şeref”   “

Gazeteci olarak görev yapmanın çok büyük zorlukları var aslında. Hep bir vicdan muhasebesi içinde geçiyor zaman. Çünkü haber yapmak, kutsal toprakları, İslam tarihini, Allah’ın evini, Hac ibadetini anlatıyor olmak büyük bir hizmet ve şeref. Ancak bir de ya yanlış yaparsam, ya Allah’ı incitirsem korkusu var. Umarım böyle bir durum yaşamamışımdır. Hac haberlerinin reytingi çok yüksek. Hac haberlerini izleyen çok büyük bir kitle olduğunu gördüm.”    

“Hacda kadın gazeteci olmak daha zor”  

“Kadın gazeteci olmak daha çok dikkat çekiyor. Çünkü haccın bedensel ibadet yönü çok ağır. Zaman zaman kilometrelerce yürümek gerekiyor. Şunu söyleyebilirim ki Hac dönüşü Ankara’ya adım atar atmaz başlıyorum ‘Allah’ım yeniden davet et. Beni Sen’den, evinden, Kâbe’nden ayırma’ diye dua etmeye. Hatta Kâbe’yi ilk gördüğümde de ilk duam hep bu oluyor."  

Hacca gidecek basın mensuplarına öneriler  

“Tek kelimeyle Allah’ın misafiri olduklarını unutmasınlar. Kimse hac dönemi kutsal topraklara mesleği kimliği ile davet edilmiyor. Kefenlerimizle geliyoruz. Ne iş yaparsak yapalım. O işin lütfu da bereketi de hacla birlikte geliyor."     "Sakın ola ki, gazeteci olarak çağrılan arkadaşlar milyonların bir arada olduğu bir ibadette, “yok orada çöp yığını var, yok yollar kötü, yok otel Kâbe’ye uzak, yok Suud’lar şöyle “ gibi - ki bunları uzatmak mümkün - şeytanın vesveselerine dalmasınlar. Görmeleri gereken tek şey yeryüzündeki “Cennet Kâbe” ve Rahman’ın oluk oluk yağan rahmeti."   Ve asla acaba haccım kabul oldu mu diye bir soru sormasınlar kendilerine Cenab-ı Allah’ın rahmetinden, sonsuz affından ve merhametinden şüpheye düşmesinler.   Verebildiğiniz kadar çok sadaka verin Kâbe’de. Yalnızca para değildir sadaka. Bir gülen yüz, tavafta bir yaşlıya yardım, bir yudum su, yanında namaz kıldığın Afrikalı, İranlı, Malezyalı, Mısırlı, Somalili kardeşine dua etmektir sadaka. Sadaka vermeden çıkmayın derim Kâbe’den.    Çok ilginç ama kalabalıklar milyonlar arasında, Allah’ın yalnızca sizinle baş başa kaldığı hissini yaşıyorsunuz. Uzatsanız elinizi tutacak kadar yakın, gözyaşınızı silecek kadar yakın.