İslam Hukuku Açısından Sosyal Medya

Sosyal medya kullanımı gün geçtikçe artıyor. Sosyal medyanın insanları etkileme kapasitesi de yükseliyor. Peki kullanım ağı genişleyen sosyal medya, İslam hukuku bakımından nasıl değerlendiriliyor?

İslam Hukuku Açısından Sosyal Medya

Sosyal medya kullanımı gün geçtikçe artıyor. Sosyal medyanın insanları etkileme kapasitesi de yükseliyor. Peki kullanım ağı genişleyen sosyal medya, İslam hukuku bakımından nasıl değerlendiriliyor?

İslam Hukuku Açısından Sosyal Medya
02 Ağustos 2019 - 20:58

Sosyal medya kullanımı gün geçtikçe artıyor. Sosyal medyanın insanları etkileme kapasitesi de yükseliyor.
 
Peki kullanım ağı genişleyen sosyal medya, İslam hukuku bakımından nasıl değerlendiriliyor?
 
Selçuk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalında Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapan Muhammed Raşit Akpınar’ın çalışması bu soruya cevap veriyor.

 Akpınar sosyal ağları, İslam hukuk kültüründe hukukî normların din, can, nesil, akıl ve mal gibi küllî esasları korumayı hedefleyen maksatları (makâsıd-ı şerîa) çerçevesinde inceliyor. Bunun yanında İslam hukuk normlarının şekillenmesinde etkili olan, toplum menfaatini gözeten maslahat anlayışı ve kötülüğe giden yolların önlenmesi (sedd-i zerâi) prensiplerini sosyal medya sahasına uyarlamaya çalışıyor.
 
Şer’î ölçülere riayet edilmesi halinde sosyal medya kullanımın, aslî ibâha (özü itibariyle helal olma) ve maslahat ilkeleri doğrultusunda ele alınması gerektiğine vurgu yapan Akpınar, sosyal ağlar üzerinden gerçekleştirilen çeşitli eylemlerin, İslam hukuk kültürü açısından ayrı ayrı ele alınarak değerlendirilmesi ve fayda-zarar muhasebesi yapılarak caiz olup olmadığına hükmedilmesi gerektiğini ifade ediyor. 
 
Çalışmasının sonuç kısmında da şunları ifade ediyor:

 
“Sosyal ağların negatif yönleri tasvip edilmemiştir”
 
Sosyal ağların emek ve zaman israfına yol açması; zihinleri gereksiz yere meşgul etmesi; dikkat eksikliği, kibir, narsisizm vb. ruh ve beden sağlığını tehdit eden rahatsızlıklara yol açması; mahremiyete zarar vermesi; tecessüs, gıybet, yalan, hakaret, aldatma gibi fiillerin kolaylıkla işlenebilmesine fırsat vermesi gibi negatif yönleri tasvip edilmemiştir. 
 
“Tedbirler alınarak kullanılmasına cevaz veren görüşler daha isabetlidir”
 
Ancak sanal dünyanın bütünüyle haram olduğu yönünde görüş bildiren âlimlerin fetvaları da, çağımız gerçekleri karşısında pratikte bir anlam ifade etmekten uzak kalmıştır. Kanaatimizce sosyal medyanın, muhtemel zararlarına karşı çeşitli tedbirler alınarak kullanılmasına cevaz veren görüşler daha isabetli gözükmektedir.
 
İnternetin dini açıdan da meşruiyetini sorgulamak gerekir
 
İnsanlar internet teknolojisinin getirmiş olduğu birçok yeniliği büyük bir iştahla kabullenmekte ve bunların dini açıdan meşruiyetini sorgulamayı çoğu zaman ihmal etmektedir. Sosyal medyayı hem faydalı hem de zararlı şeylere imkan veren nötr bir alan olarak değerlendirmek ve onun sunduğu yenilikleri fayda-zarar muhasebesini yaptıktan sonra benimsemek, zararları engellenemediği takdirde alternatif sosyal ağlar oluşturmak izlenmesi gereken yol olmalıdır.
 
İlahiyat fakültelerine “internet fıkhı” dersi
 
“Sosyal ağları verimli kullanabilmek, muhtemel zararlarını önleyebilmek veya en aza indirmek için eğitim müfredatlarına “medya okuryazarlığı”, “iletişim/internet etiği”, “sosyal medya ahlakı” gibi bazı dersler ilave edilmesi, ilahiyat fakültelerinde müstakil olarak “internet fıkhı” konusunun ele alınması ve toplumu bilinçlendirmeye matuf çalışmalar yapılması faydalı olacaktır.”
 
*Bu metin, 04-05 Ekim 2013 tarihlerinde Gaziantep Üniversitesi tarafından düzenlenen “Ulusal Çevre ve Ahlak Sempozyumu”nun bildiri kitabından alıntılanmıştır. 2014, ss. 221-237.
 
 

Bu haber 633 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum