Medya Okumaları (20): İslam Hukukunda Mahremiyet ve Sosyal Medya

Sosyal medya ve mahremiyet ilişkisi İslam hukuku bağlamında ele alındı.

Medya Okumaları (20): İslam Hukukunda Mahremiyet ve Sosyal Medya

Sosyal medya ve mahremiyet ilişkisi İslam hukuku bağlamında ele alındı.

Medya Okumaları (20): İslam Hukukunda Mahremiyet ve Sosyal Medya
22 Mayıs 2021 - 20:20

Günümüzde birçok alanda mahremiyetin tükenişi konu ediliyor. Sosyal medya ortamında gerçekleşen mahremiyet ihlalleri de bu tartışmalar arasında yerini alıyor. Bu hususta yapılan çalışmalardan biri Sevdegül Çekiç tarafından kaleme alınan ve Türkiye Diyanet Vakfı yayınlarından çıkarak raflarda yerini alan “İslam Hukukunda Mahremiyet ve Sosyal Medya” isimli kitap.

2019 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü İslam Hukuku Ana Bilim Dalında, Prof. Dr. Tevhit Ayengin danışmanlığında hazırlanmış olan yüksek lisans tezinin kitaplaştırılmış hali olan bu eser, üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde haram, mahremiyet, hak, mahremiyet hakkı ve aile kavramları incelenip sosyal medya konusunda istatistiki bilgilere yer verilerek okurun zihninde meselenin temelinin atılması sağlanıyor. İkinci bölümde “İslam Hukukunda Mahremiyet” başlığıyla beden, mesken ve bilgi mahremiyeti dini referanslar bağlamında ele alınıp ibadetlerin de bir mahremiyetinin olduğu vurgulanıyor. Üçüncü bölüm ise sosyal medyanın mahremiyetin dönüşümündeki etkisini konu ediniyor. Bu çerçevede sosyal medyanın bilinçsiz kullanımının beden, mesken ve bilgi mahremiyetini zedelediği, aile içi sırların ifşa edildiğine dikkat çekiliyor. Modernitenin sosyal medya paylaşımlarındaki mahremiyete etkisi yine üçüncü bölümde dikkat çeken başka bir başlık olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle bu bölümde gündem oluşturan sosyal olaylardan da örnekler sunularak konunun somut bir zeminde incelendiği görülüyor. Tüm bunlardan hareketle, bu güncel meselenin İslam hukuku alanında kapsamlı bir çalışmada ilk defa incelendiği ayrıca hukuk sosyolojisi bağlamında konunun ele alındığı ve önemli tespitlerin yapıldığını ifade etmek mümkün.

Çekiç, “İnternetin insan hayatına girmesi zaman ve mekân mefhumunu ortadan kaldırmış mahremiyet algılarının değişmesine yol açmıştır. Yeni medya olarak da adlandırılan sosyal medya yaşama dair her şeyi bilgisayar ve telefon ekranına sığdırmıştır. Sınırların aşındığı bu ortamda fertler kendilerine ilişkin her ne varsa paylaşmakta, sanal ortamın öznesi ve zamanla da nesnesi haline gelmektedir.” diyerek sosyal medya platformlarının kişilerin mahremiyetine olan etkisini dile getiriyor.

“Sosyal medyada yaşanan paylaşım çılgınlığı mahremiyetten mahrum bir toplum inşa etmektedir.”

Yazar kitabında, insanların sosyal medya ağlarında kendilerine ait fotoğraf, video, ses vb. birçok özelini paylaşarak bir paylaşım çılgınlığı yaşadığını ifade ediyor. Bu durumun fertlerin ve dolayısıyla toplumun mahremiyet algısını değiştirdiğini belirterek; “Neredeyse gün içinde yaptığı her şeyi sosyal medya hesapları vasıtasıyla takipçileri ya da arkadaş listesiyle paylaşan sosyal medya kullanıcıları, kendilerine ait birçok şeyi başkalarının gözetimine açmakta; bir taraftan kendisini gözetlemeye davet ederken bir taraftan da başkalarını gözetlemeye yönelik bir alışkanlığa yönelmektedir.”  ifadelerine yer veriyor.

“Sosyal medyada özensizce yapılan paylaşımlar İslam hukukunda söz edilen beden mahremiyetini zedelemektedir.”

“Bedeninin başkalarına açılması yasak olan yerlerini ya da en ilgi çeken halini kendi iradesiyle başkalarına açan kimse Allah’ın emir ve yasakları doğrultusunda koruması gereken beden emanetini yine kendi iradesiyle ifşa etmiş olmaktadır. Söz gelimi Instagram’da paylaşılan bir fotoğraf, bu fotoğrafa alınan beğeniler ve yorumlar kişinin mutluluk sebebi olurken, zedeleyebildiği mahremiyetinin farkında olmamaktadır. Belki de yüz yüze olduğunda insanların birbirine söyleyemeyeceği bazı cümleler sosyal medyanın verdiği beğenilme hissiyle çok rahat kabullenilebilmektedir.” diyen Sevdegül Çekiç, sosyal medyadaki bazı paylaşımların kişilerin İslam hukukunda sözü edilen beden mahremiyetini zedelediğini ifade ediyor. Bu tür paylaşımlarda kişilerin mükellefiyetini de fıkıh eserlerinden istifade ederek okurlara sunuyor.
 
Karşı cinslerin sanal arkadaşlığında sınır ne olmalı?

“Sosyal medya platformlarında bir kadın ve bir erkeğin hangi sınırlar içerisinde iletişim kurabileceği günümüzün tartışma alanlarındandır. Burada ilk akla gelen Whatsapp ya da Messenger kanalıyla iletişimdir.  Konu fıkhi zeminde ele alındığında bu araçlar üzerinden, bir zorunluluk olmadan ve sınırları da ihlal edecek şekilde iletişim kuran bir kadın ve erkek hangi kapsamda değerlendirilebilir sorusu akla gelmektedir.” şeklinde ifadelerle kadın ve erkeğin sosyal medya ortamındaki iletişiminin nasıl olması gerektiği hususunda, çeşitli kaynaklardan ve İslam hukuk esaslarından örneklerle cevaplar arıyor.
 
“Özel alanlarımız olan evlerimizdeki özel hallerimizin sosyal medyada paylaşılmasının hükmü nedir?”

Yazar, evlerin insanların en özel alanı olduğunu, yediğini içtiğini ya da hanesindeki en özel hallerini diğer insanlarla kendi rızasıyla da olsa paylaşmasının dini referanslarla bağdaşmadığını ifade ediyor. İnsanın kendi sınırları ve mahremiyetleri üzerinde sınırsız bir tasarruf hakkının olmadığının altını çizen Çekiç, bir Müslümanın kendine sınır koymadan, meskeninin özelini ve özel bilgilerini diğer insanlarla sosyal medya ortamında paylaşmasının uygun olmadığını vurguluyor.

Sosyal medya paylaşımları aile içi mahremiyetleri nasıl etkiliyor?

“Tecessüs aile içindeki mahremiyet için de geçerlidir. Aile içinde kalması gereken özel bilgilerin veya yerlerin dışarıda teşhiri, aile mahremiyetini ihlal etmektir.” diyen Çekiç, “Karı kocanın da birbirleriyle paylaştıkları özel hallerini dışarıda paylaşmaları yasaktır.” şeklindeki ifadesiyle aile mahremiyetine dikkat çekiyor. Sosyal medyada kişilerin gönüllü mahremiyet ifşasına, ailelerin çocuklarına ait paylaşımlarının da dâhil olduğunu özellikle belirtiyor. Daha dünyaya gelmeden sosyal medyada hesabı olan bebeklerin bulunduğuna, bu durumun günümüzde gelinen noktayı özetlemekte olduğuna ve çocukların küçükken paylaşılan görsellerinin, büyüdüklerinde kendilerini rahatsız edebileceğine dikkat çekiyor. Çocuk ihmal ve istismarı gibi sosyal problemlerin -maalesef- gün geçtikçe arttığı günümüzde, çocuklara dair bazı paylaşımların çocuk hakları bağlamında sakıncalı olduğunu belirtirken bu konunun İslam hukuk kaynaklarında tüm boyutlarıyla ele alınması gerektiğini dile getiriyor.

Yazarın “Ameliyat masasında yarı çıplak halde bulunan bir insanın ya da yakınlarının o halde iken bile fotoğraf çekip sosyal medya ortamında “Dualarınızı bekleriz” diyerek görselini paylaşma eğiliminde olması çalışmamız boyunca sözünü ettiğimiz birçok mahremiyet ilkesine ters düşmektedir.” ifadeleri, aile mahremiyetine farklı bir perspektiften bakmamızı sağlıyor. Bunun yanında kitapta bir başlık olarak yer alan vefat eden fertlerin mahremiyetlerini ihlal eden bazı paylaşımların insanın dirisine olduğu gibi ölüsüne de duyulması gereken saygı hakkında okuyucuya fikir veriyor.

“Sosyal ağlardaki mahremiyet ihlalleri boşanma sayılarını artırıyor.”

TÜİK’in evlenme ve boşanma istatistiklerine göre ülkemizde evlenme oranlarının düşüp boşanma oranlarının yükseldiğine dikkat çeken yazar, bu hususta basına düşen olaylardan da örnekler vererek eşler arası mahremiyet tutumlarının zedelenmesinin boşanmalara yol açtığını belirtiyor.

“Kişi aynı apartmanda oturduğu insanlardan mahremini korumak için birçok tedbir alırken, aynı zamanda birçok mahremini sosyal medya üzerinden paylaşabilmektedir. Her seferinde mahremiyeti biraz daha yok eden ve utanma duygusu üzerinde olumsuz etkiler bırakan sosyal medyadaki özel paylaşımlar, değerleri aşındırmakta bu da bir süre sonra normal hale gelmektedir. Söz gelimi akşam eşiyle birlikteyken en özel anlarından birini nasıl hissettiğini de belirterek Facebook’ta paylaşan bir insanın bu davranışının İslam hukuku açısından yasak olduğu açıktır.” ifadeleriyle konuya dikkat çekiyor.

“İnsanın eşiyle olan mahrem hayatını başkalarıyla sınırsızca paylaşması günümüz dünyasında normalleşmiş gibi görünse de Peygamber Efendimizin bu konudaki uyarılarını dikkate almak gerekir.” diyerek konuya hukuki zeminde yaklaşıyor.

Kitabın sonuç kısmında, sosyal medyadaki mahremiyet ihlallerinin İslam hukukunun güncel çalışmalarında yerini alması gerektiğini vurgulayan Çekiç, fertlere, topluma ve kurumlara düşen görevlere de değiniyor.

Kitabın Künyesi
Yazar: Sevdegül Çekiç
Editör: Semahat Özgenç
Baskı Yılı: Kasım 2020
Yeri: Ankara
Yayınevi: Türkiye Diyanet Vakfı
Sayfa: 203
 

Bu haber 547 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Dünya misafiri
    3 hafta önce
    Çok güzel bir eser herkese tavsiye ederim, kaleminize sağlık Sayın hocam başarılarınız daim olsun..
  • Sedat özkul
    3 hafta önce
    Güzel bir eser emeği geçenlerden Allah razı olsun. İstifade etmek dileğiyle..
  • Fatma ÖZKUL
    4 hafta önce
    Çok güzel bir çalışma. Emeğinize sağlık..