Tebliğ ve İrşadın Sessiz Yöntemi: İşaret Dili

Dinî kavramları işaret diline çevirerek anlatmak ne kadar mümkün? Dr. Mustafa Başkonak cevapladı.

Tebliğ ve İrşadın Sessiz Yöntemi: İşaret Dili

Dinî kavramları işaret diline çevirerek anlatmak ne kadar mümkün? Dr. Mustafa Başkonak cevapladı.

Tebliğ ve İrşadın Sessiz Yöntemi: İşaret Dili
17 Şubat 2022 - 18:15

İşaret dili... İşitme engelli bireylerin "sesi".

Dini bilgileri öğrenmek isteyen işitme engelli bireyler ile dinî konuları aktarmak isteyen eğitimciler, hocalar içinse işaret diliyle dinî terminoloji oldukça önemli bir konu. 

Peki, tebliğ ve irşat için işaret dili hangi imkanları ve sınırları barındırıyor? İşaret diliyle din anlatmanın zorlukları neler? Dinî kavramları işaret diline çevirerek anlatmak ne kadar mümkün? Ülkemizde bu yönde hangi çalışmalar yapılıyor? 

Bu sorularla ilgili çeşitli çalışmaları ve editörlüğünü yaptığı yeni bir eseri bulunan Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Başkonak* cevapladı.

İslamvemedya.com: İslam bakımından dini kavramları, sembolleri işaret diline çevirmenin imkânları ve sınırları nelerdir?

Mustafa Başkonak: İşitme engelli bireylerin anlama, algılama ve anlamlandırma yapıları, işitebilen bireylerden çok daha farklı bir durum sergilemektedir. Yabancı dil olarak Türkçeyi daha sonradan öğrenen işitme engelliler, eğitim ortamlarında işaret dili ile kendilerine yardımcı olacak eğitimciler ile karşılaşmadıkları takdirde Türkçeyi okuma-yazma konusunda büyük problemlerle karşılaşmaktadır. Koklear implant yoluyla günümüzde çoğu işitme kaybı olan birey, işaret dili ile iletişim kurmak yerine dil edinimi kazanarak konuşabilmektedir. Dil edinimi kazanamamış daha ileri yaşlardaki işitme engelliler için ise işaret dili, vazgeçilmez bir iletişim aracıdır. İletişim aracı olarak işaret dilini kullanan işitme engellilerin sanıldığının aksine okuma ve okuduğunu anlama hususunda yaşıtlarına göre çok daha geride oldukları bilinmektedir.

İslamvemedya.com: İşaret diliyle din eğitiminin hangi aşamaları bulunuyor?

Mustafa Başkonak: İşitme engelli bireylere yönelik yapılacak din eğitimi ve öğretimi faaliyetleri için en önemli aşamalardan birisi, eğitimlerde kullanılacak dini kavramların belirlenmesidir. Çünkü din eğitimi ve öğretiminin içeriğinde en fazla kullanılan kavramların çoğu soyut yapıya (örneğin melek, mezhep, sıdk) sahiptir. İşitme engelli bireyler, soyut ve mecaz ifadeleri anlama konusunda da yetersizlikler yaşamaktadır. Somut kavramlar da olsa (örneğin minare, şadırvan, cami vb.) işaret dilinde karşılığı olmayan dini terimleri veya konuları her seferinde başka terimlerden yola çıkarak anlatmak ve ifade edebilmek, hem eğitimci hem de işitme engelli açısından çok zahmetlidir.



"Terminolojisi oluşturulmayan bir din diliyle eğitim yapabilmenin büyük zorlukları var"

Terminolojisi oluşturulmayan bir din diliyle eğitim yapabilmek büyük zorlukları da beraberinde getirmektedir. Müfredatın oluşturulması, eğitimcilerin yetiştirilmesi ve ders kitapları ile öğretim teknolojileri ve materyallerinin geliştirilmesinden daha önce terimlerin ve terimlerin işaretlerinin belirlenmesi gereklidir. Dini terimlerin işaretlerini belirledikten sonra gündelik yaşantı içerisinde sıklıkla kullanabilmek, örnekleri ile birlikte verebilmek ve alışkanlık haline getirebilmeleri için de tekrar ettirmek gereklidir.

İslamvemedya.com: Sizin yeni çalışmanız bununla ilgili...Hazırlarken neleri dikkate aldınız?

Mustafa Başkonak: Türk İşaret Dili Din Terminolojisi isimli çalışmamızda yer alan dini terim işaretlerinin belirlenmesinde işitme engelli bireylerin sıklıkla kullandığı işaretlerin tercih edilmesine, işaretlerin, işitme engellilerin anlayabileceği bir formatta olmasına, işaretlerin belirlenmesinde hatırlatıcı terimlerden yola çıkılmasına, mecbur değilse yabancı dillerdeki işaretlerin kullanılmamasına gayret edilmiştir.

İslamvemedya.com: Eserde yalnızca dini terimler mi var, yoksa gündelik hayattaki başka kavram için de terimler bulunuyor mu?

Mustafa Başkonak: Eserin içerisinde 900’den fazla dini olan/olmayan terim bulunmaktadır ki bu sayının akademik seviyeleri açısından bakıldığında çoğu işitme engelli bireyin dini gereksinimlerini karşılayacak düzeyde olduğu düşünülmektedir. Unutulmamalıdır ki işitme engelliler çok uzun cümleleri okuma ve okuduğunu anlamada ne kadar problem yaşıyorsa, işaret dili ile anlatılan uzun çevirilerin anlaşılmasında da o derece problem yaşanmaktadır.

İslamvemedya.com: Bugüne kadar ülkemizde yapılan bu tür çalışmalar nelerdi? Ülkemizde işitme engellilerin dini bilgiye erişimi hususunda neler yapılıyor?

Mustafa Başkonak: Yakın zamana kadar işitme engelli bireylerin dini bilgiye erişebilmelerindeki tek yol, örgün eğitim kurumlarındaki Din Kültürü ve Ahlak bilgisi dersleri idi. İşaret dili bilen eğitimci eksikliği, işitme engellilerin seviyelerine göre hazırlanmış ders kitaplarının yokluğu ve materyal yetersizliği örgün din eğitiminde karşılaşılan en önemli problemlerdendir. Günümüzde işitme engelliler ortaokulu ve liselerinde her geçen gün öğrencilerin sayısının azaldığı gözlemlenmektedir. Bunda özellikle işitme engelli öğrencilerin gün geçtikçe koklear implant (biyonik kulak) kullanmaya başlamalarının, ailelerin çocuklarının işaret dili kullanmalarını istememelerinin ve çocuklarını kaynaştırma eğitimine yönlendirmelerinin etkisi bulunmaktadır. İstatistikler birkaç yıl sonra Türkiye'deki çoğu işitme engelliler ortaokulu ve lisesinde öğrenci kalmayacağı konusunda bilgi vermektedir.

Sosyal medya, işitme engellilerin din eğitiminde oldukça işlevsel

İslamvemedya.com: İnternet, sosyal medya, mobil uygulamalar... İşaret diliyle iletişim kuran işitme engelliler açısından işlevsel mi? 

Mustafa Başkonak: Daha ileri yaşlardaki işitme engelliler için Diyanet TV’de bazı programlarda yer alan işaret dili çevirileri, Kur’an kursu ve camilerde verilen din eğitimleri ve bazı sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan sohbet faaliyetleri yaygın din eğitimi açısından çok önemli bir yere sahip. Bunun ötesinde sosyal medya hesapları üzerinden yapılan faaliyetler artık günümüzde işitme engellilerin dini bilgiye erişimleri noktasında en etkili organdır.

Dini bilgi paylaşımı noktasında Diyanet İşleri Başkanlığı personeline kıyasla işitme engelli bireylerin kendi aralarında çok daha etkili olduğu görülmektedir. Gündemde olan bazı dini konular hakkında yapılan paylaşımlar ve yorumlardan yola çıkarak sosyal medya araçları üzerinden canlı yayın yapan işitme engelliler bulunmaktadır.

İslamvemedya.com: Peki, dini konuların aktarımında sorunlar çıkmıyor mu?

Mustafa Başkonak:
Bu programlarda soruları olanlar sorularını yöneltmekteler ve bu paylaşımlar internette ilgililerine ulaşmaktadır. Her ne kadar çevresine bu şekilde çok olumlu katkıları olan işitme engelliler bulunsa da bilgi yetersizliğinden ya da yanlış bilgiden dolayı çevresini yanlış yönlendirenler de maalesef vardır. Yanlış bilgiyi düzeltmek de çok zahmetli bir süreçtir. Tüm bunların yanında diğer ülkelerin işaret dilini öğrenen işitme engellilerin, yabancı uyruklu işitme engellilerle iletişime geçtiği ve bazılarının ise yanlış dini düşünce ve akımların etkisi altında kaldığı bilinmektedir.

İslamvemedya.com: Salgın süreci, uzaktan eğitimi yaygınlaştırdı. İşaret diliyle dini bilgi aktarımını bu süreç nasıl etkiledi sizce?

Mustafa Başkonak: Covid-19 sürecinde uzaktan/çevrimiçi eğitimle önemli kitlelere ulaşılabileceği ve eğitim verilebileceği görülmüştür. Buradan hareketle ülkemizin çoğu yerinde işitme engellilere din eğitimi verebilecek, cuma ve bayram hutbelerini çevirebilecek yeteri kadar işaret dili bilen din görevlisi olmasa da artık hem senkron hem de asenkron olarak eğitim ve öğretim faaliyetleri sürdürülebilmektedir. Her ne kadar yüz yüze eğitim kadar etkili olmasa da çevrimiçi faaliyetler en azından eğitimin devamı ya da başlaması açısından büyük önem taşımaktadır. Bunun yanında internette dolaşım imkânı açısından mobil uygulamalar ve sosyal medya hesaplarından yapılacak işitme engellilerin din eğitimine yönelik paylaşımların da dikkat çekerek karşılık bulacağı ve daha sonra defaten kullanılabileceği unutulmamalıdır. Günümüzde mobil uygulamalar ve sosyal medya paylaşımları, dini tebliğin vazgeçilmez bir unsurudur.

İslamvemedya.com: Çalışmanıza yeniden dönecek olursak, yeni bir eser. Hangi ihtiyaçtan doğdu, neden yapıldı, projenin detaylarından söz eder misiniz?

Mustafa Başkonak: 2013 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı için hazırlamış olduğumuz Türk İşaret Dili Dini Kavramlar Sözlüğü’nün üzerinden 9 yıl geçti. Bu süre içerisinde çalışma ekibimiz tarafından işitme engellilere din eğitimi veren/verecek Kur'an kursu öğreticisi, imam-hatip ve işitme engelliler okullarında görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmenlerine yönelik hizmet içi eğitim seminerleri verildi.

Farkındalığın artırılması ile ilgili olarak konferanslar, seminerler, çalıştaylar ve sempozyumlar düzenlendi. Akademik ve bilimsel çalışmaların yanında projeler tamamlandı. Tüm bu olumlu gelişmeler, işitme engellilerin din eğitimi ve öğretimi alanında kendilerini geliştirmelerine katkı sağladığı gibi din eğitimine yönelik taleplerinin de artmasına neden oldu.

Bu gelişmeler, beraberinde daha önce yapılan çalışmanın daha da geliştirilmesini, terimlerin güncellenmesini, işareti çok olan terimlerin kısaltılmasını, bazı terimlerin de işaretlerinin değiştirilmesini mecbur hale getirdi. İşitme engellilerden, işitme engellilerin ailelerinden, işaret dili tercümanlarından, din eğitimcilerinden, akademisyenlerden ve alana ilgi duyan araştırmacılardan gelen talepler üzerine bu çalışmayı yapmaya karar verdik.

Bazı resmi kurumlarla görüşülmüş olsa da Karaman İslami İlimler Derneği tarafından İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün açmış olduğu proje destek birimine başvuruda bulunuldu. Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün kabulü ile çalışma hayata geçirildi. Proje esnasında çok sayıda kişi ve kurum yetkilisi ile görüşüldü, istişarelerde bulunmak üzere toplantılar yapıldı. Fotoğraf ve video çekimi ile grafik ve web tasarımında profesyonel ekiplerden destek alındı. Din eğitimi konusunda kendisini yetiştirmiş, çevresindeki işitme engellilere de bu anlamda destek sağlayan iki işitme engelli arkadaşımız ve işitme engelliler okullarında yıllarca görev yapmış Milli Eğitim Bakanlığı personeli üç hocamızla birlikte çalışmayı tamamladık. 29 Aralık 2021 tarihinde Türkiye'nin farklı illerinde bulunan kişi ve kurumlara 1000 adet çalışmadan hiçbir ücret alınmadan gönderildi.



Geri kalan 1000 çalışma ise azami derecede istifade edeceği düşünülen ve www.dinisaret.com üzerinden eser talebinde bulunan kişilere gönderilecektir. Üzerinden birkaç gün geçmiş olmasına rağmen yüzlerce talep geldi ve şu anda talepler değerlendirilmektedir. Aynı şekilde teveccühün devam etmesi durumunda çalışmanın yeni baskılarının da yapılması planlanmaktadır.

İşitme engelli bireylere, işitme engelli ailelerine, işitme engelli dernek ve vakıf yöneticilerine, İşitme Engelliler Ortaokul ve Özel Eğitim Meslek Lisesi idarecilerine, tüm Türkiye'deki üniversite kütüphanelerine, il halk kütüphanelerine ve diğer bazı kütüphanelere, Diyanet İşleri Başkanlığında görev yapan işitme engellilere eğitim veren Kur'an kursu öğreticisi ve imam hatiplere, işitme engelliler okullarında görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmenlerine, tüm Türkiye'deki üniversitelerde bulunan Özel Eğitim Bölüm Başkanlıklarına, Din Eğitimi anabilim dalında görev yapan akademisyenlere, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı olarak görev yapan işaret dili tercümanlarına, 200 saatlik İşaret Dili Tercümanlığı sertifikasını almış olup hala bu alanda çalışmalar sürdürenlere, ilgili kurum idarecilerine çalışmalar gönderilmiştir.

Elbette hazırlanmış olan bu terminoloji çalışmasında da diğer sözlükte olduğu gibi zamanla güncelleme ihtiyacı hâsıl olacaktır. Her ne kadar basılı eserde güncelleme yapmak mümkün olmasa da işaretlerin yanında yer alan karekod ile bu dijital güncelleme her daim yapılabilecektir. Ayrıca bu eserin haricinde farklı çalışmaların olması da alana önemli bir zenginlik katacaktır. Çeşitli kişi ve kurumlar tarafından yapılacak dini içerikli işaret dili sözlüklerine de kaynaklık teşkil edecek bu eser hakkında yapılacak her türlü eleştiri ve tavsiyeler önemli katkılar sağlayacaktır.



İslamvemedya.com: Eklemek istediğiniz başka husus var mı?

Mustafa Başkonak: Eserin kapağı ile ilgili çok soru geliyor. Eserin ilk sayfasında yer alıyor ama ben müsaadenizle buradan da aktarmış olayım.

1304-1368 yılları arasında yaşayan İbn Battûta, 1332 yılında Candaroğulları Beyliği’nin başşehri Kastamonu’yu ziyaret eder. Az işittiği için kendisine Atrûş denen şeyhin zaviyesinde yaşamış olduğu olayı “er-Rihle” isimli seyahatnâmesinde şöyle anlatır: “Garip bir olaya şahit oldum. Talebelerden biri bazen havaya, bazen de yere parmağıyla bir şeyler yazıyordu, üstad ise buna cevap veriyordu! Hatta bu şekilde ona hikâyeler anlatıyor, öteki de her şeyi anlıyordu.”

Dünyada ve Anadolu’da işaret dilinin kullanımı ile ilgili kaynaklarda yer alan ilk örneklerden birisi olduğu için bu olay büyük öneme sahiptir. “Türk İşaret Dili Din Terminolojisi” isimli eserimizin kapağında İbn Battûta, Atrûş ve öğrencisinin hikâyesinin minyatüre yansıyarak yer almasını arzu ettik.

Son olarak eserin okuyucuyla buluşmasında büyük emek sarf eden çalışma arkadaşlarım Ahmet Erol, Bülent Seçkin, Sadık Fidan, Veysel Dudu ve Yasin Vurgun’a; bu projenin İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğüne sunulmasında katkılarını esirgemeyen Karaman İslami İlimler Derneği yetkililerine; her daim yardımlarını yanımızda hissettiğimiz Karaman İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü personeline ve bizleri bu mecraya misafir eden islamvemedya.com ekibine şükranlarımı sunarım.

Dr. Öğretim Üyesi., Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi
 

Bu haber 1178 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Hoca
    4 ay önce
    Bu eserden bizede ulaştırırsanız bizlerde istifade ederiz başarıların devamını dileriz hocam