Türkiye’de medya ile dinin çeşitli boyutlarını birbirinden ayrı ayrı alanlar olarak düşünmek artık imkânsız. Gündelik hayat pratikleriyle doğrudan bağlantılı medya ve din ilişkisinin muhtelif yönleri popüler dergilerde ve radyo-televizyonlarda zaman zaman, akademik platformlarda ise her geçen gün yükselen bir ivmeyle tartışılıyor. Yükselen bu trendi belirleyen faktörlerin başında hiç şüphe yok ki Erciyes Üniversitesi’nin ev sahipliğini üstlendiği medya ve din alanına ilişkin girişimler yer alıyor. 2017 yılında yapılan yasal düzenlemeyle kurulan Medya ve Din Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (MEDİAM), 2018 yılında yayın hayatına başlayan “Medya ve Din Araştırmaları Dergisi”, 2021 yılında düzenlenen “1. Uluslararası Medya ve İslamofobi Sempozyumu” ve sonrasında günümüze kadar her yıl düzenlenen Medya ve İslamofobi Forumu önemli köşe taşları. Bugüne dek medya ve din derslerinin iletişim fakültelerinde seçmeli ders olarak okutulmasında, ulusal ve uluslararası düzeyde düzenlenen forumlarda yine Erciyes Üniversitesi’nin öne geçtiğini görüyoruz. Bununla birlikte çalışmaların saygın kurumlar ve akademisyenlerle uluslararası düzeye taşındığına, dolayısıyla Türkiye’de yeni bir eğilimin oluştuğuna birkaç gün önce Kayseri’de gerçekleştirilen “1. Uluslararası Medya, Dijital Kültür ve Din” Kongresinde şahit olduk.
Prof. Dr. Hakan Aydın ve Doç. Dr. Metin Eken’in koordinasyonuyla 26-27 Nisan 2024 tarihleri arasında düzenlenen kongrenin ilk gününde, iletişim teknolojileriyle din arasındaki etkileşimler, saatlerce süren müzakerelere konu oldu. Dünyanın farklı ülkelerinden gelerek tecrübelerini ve birikimlerini aktaran konuklar, medya ve islamofobi ile dijital kültür ve din arasındaki ilişkiyi masaya yatırdı. Bu yönüyle kongre, medya ve din ilişkisinin ülkemizde, farklı perspektiflerle ve küresel bir boyutta tartışıldığı bir platform oldu.

İlk iki oturumda medyanın insan hakları konusundaki tutumu, İslam karşıtlığı bağlamında tartışıldı. İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan Prof. Dr. Noura Zaid Al-Rashoud ve Dr. Hacı Ali Açıkgül, Viyana Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jörg Matthes, Sultan Qaboos Üniversitesi’nden Noureddin Miladi, Uluslararası Balkan Üniversitesi’nden Şener Bilali önemli tespitlerini aktardı. Filistin’in, Gazze’nin Batı medyasında nasıl temsil edildiğini açıkça gösteren değerlendirmeler, ilk oturumlarda öne çıkan konular arasındaydı. Yüz yüze gerçekleştirilen üçüncü ve son oturumdaysa dijital kültür ve din ilişkisi üzerinde duruldu. Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nden Prof. Dr. Shukran Abdul Rahman dijital kültür ve ruh sağlını arasındaki etkiye ve din-değer temalı dijital içeriklerin bu etkiyi nasıl yönlendirdiğine temas etti. Prof. Dr. Moch Fakhruroji’nin tebliğinde Endonezya’daki popüler dijital vaizlerin yeni dini otorite biçimleri olarak nasıl ortaya çıktıkları masaya yatırıldı. Dr. Sofya Ragozina ise Rusya’da Müslümanların sosyal medya kullanım pratiklerini betimleyici bir analizle anlattı.
Kongrenin ikinci gününde 16 online oturum gerçekleştirildi. 11 ülkeden katılımcının yer aldığı ve 63 bildirinin sunulduğu oturumlarda dinî içerikli medya organlarından başlayıp yapay zekâya kadar geniş bir alanı kapsayan tebliğler yapıldı.
Medya ve din ilişkisi, sadece bir disiplin çerçevesinde ele alındığında derinliğini anlamlandırma imkânından yoksun sonuçlar ortaya çıkıyor. Ancak ilahiyat, sosyoloji, psikoloji, iletişim, uluslararası ilişkiler bağlamında farklı disiplinlerden akademisyenlerin gözlem ve analizleri, çıktılara zenginlik katıyor. Ayrıca kurumsal işbirlikleri – ki bu kongrede uluslararası kurumlar kadar yerel aktörler de çok etkili katkılar sundu – çalışmaların niteliğini artırıyor. İlaveten Türkiye dışından akademisyenlerin medya ve din hakkındaki çalışmaları, meselenin küresel karakterini ve daha fazla işbirliğinin gerekliliğini ortaya koyuyor.
Bu açıdan 1. Uluslararası Medya, Dijital Kültür ve Din kongresinin “medya ve din ağı” oluşturduğunu düşünüyorum. Hakan Aydın hoca, bu kongrenin sonraki yıllarda devam edeceğini, zaman zaman yüz yüze zaman zaman da online oturumlarla devam ettirmeyi hedeflediklerini söyledi. İnşaallah bu ağ güçlenerek büyür.



